O deli lacivertlerine baktım. Her an yok alabilecekmişim gibi tehlikeli bakıyordu. "İstediğin bu mu doktor?" sesinde ki kırılma binlerce kilometre öteden bile anlaşılabilirdi. Dolan gözlerimi ondan gizledim. Eğer veda edeceksem güçlü durmalıydım. "Bu, Boran-" sözlerimi tamamlamama izin vermeden susturdu. Parmağına çok yakışan alyansa ilk önce içli gözlerle baktı, sonra ise herşeyi silermişcesine çıkardı. Canım yanıyordu. Bu hikaye burda bitmemeliydi. "Bundan sonra baktığın, elinin eline değdiği adam kapında ölü yatar haberin olsun." yüzüme bakmadan çekip gittiğinde öylece kalakalmıştım. Canımı yakmak istiyordu ama fiziksel değildi. Gittiği yerden hızlı adımlarla ona yetişmeye çalıştım. Son sözü söyleyerek gidemezdi! Tam kapıyı açıp dışarı çıkacaktı ki ayağımda ki topuklu terliği kapasına fırlattım. Acıyla inlediğinde bile acısı umrumda olmadı. "Gel buraya!"