Yine sadece seninle geçen bir gün oldu. Biliyor musun bence bana gönderilen bir işaret var. Bana hiçbir zaman bildirim gelmez çünkü sevmem. Hatta bildirimler hep kapalıdır. Ama senin storylerinin veya gönderilerinin bildirimleri sürekli geliyor. Bunun için özel bir ayarlama yapmadım. Ve sanki bir şekilde evren seni, yüzünü, gülüşünü görmemi sesini duymamı istiyor gibi. Bunlar birer işaret mi bilemiyorum. Sadece öyle olmasını umuyorum. Seninle beraber olmanın hayalini kurmak beni şizofren mi yapıyor? Çünkü eğer öyleyse aklımı kaybetsem ve bu dünyanın acı yönlerini umursamayacak bir deli olsam daha iyi olur. Umarım bir gün sana bu satırları okutabilirim ve benimle dalga geçersin. Be yapsam ya da nereye gitsem karşıma bir şekilde çıkıyorsun. Evren seni unutmamamı sağlayarak seninle karşılaşacağımı belirtmek mi istiyor yoksa beni umutlandırıp sonra da beni bir çukura mı itecek bilmiyorum. İkinci ihtimal daha muhtemel gibi. Ama sana baktığımda gördüğüm şey pitoresk bir tablo gibi. Ustasının üzerinde büyük uğraşlar verdiği, ona bir ruh kazandırdığı gerçekçi bir resim gibisin. Gerçek olduğuna inanmak zor. Çünkü… seni tanıdığım kadarıyla sen tam anlamıyla azmin, ve çalışkanlığın tanımısın. Hayat seni ezince sen daha sıkı çalışıp hayatı eziyorsun. Bazen keşke senin kadar kararlı ve azimli olabilsem diyorum. Oysa klavye delikanlılığı yapan bi aptalın tekiyim. Gerçek benliğimi kimse bilmiyor. En acısı da ne biliyor musun? Bundan birkaç yıl önce aramızda 40 kilometre varken şu an 3500 kilometre olması. Seninle tanışma fırsatım vardı. Ama sanırım her şey zamanında olur. Ya da belki hiç olmaz. Sanırım tek başına kedileriyle yaşayan bir teyze olarak hayatımı tamamlayacağım. Belki sana ileride gösterebilirim diye her gün senin için bir şarkı sözü bırakacağım:
Ankara Echoles - Beni Al
“Ta ki seni görene kadar, ruhumdan vuruldum. Sana da aşk olsun, olmayacaksan benim…”