(FEVERAN 31. BÖLÜM CİNNET’TEN KÜÇÜK BİR ALINTI…)
“Dede…” dedim, titreyen bir sesle. “Anne gitti.”
Bir anda parmakları kıpırdadı. Avuç içime parmak uçlarını bastırdı. Bir çizgi. Sonra bir nokta. Sonra yine çizgi. O an kalbim duracak sandım. Sanki bir koddu bu. Bir şey söylemeye çalışıyordu. Ama ben anlamıyordum. Sadece izliyordum; o ellerin titreyerek bana dokunuşunu, sanki son bir sır fısıldıyormuş gibi.
“Öksüz diyorlar,” Nefes alamıyorum artık. Her yer yine kararıyor. “öyle koymuşlar adını…” diye devam ettim.
“Dede, Meyra ile bana öksüz dediler. Halen yatıyor musun? Kalk artık…” Dedemin yaşları daha da arttı. Masmavi gözünün rengi dahi kayboldu. Gözlerinden avuç içine akan bir acı mevcuttu.
“Dede…” Ağlamaktan bitip bir haldeydim. “Mavi pulin gitti.” Hıçkırıklarım arttı, yaşlarım dedemin avucuna dökülüyordu. Anneme öyle seslenirdi. Parmaklarının hareketleri hızlandı.