Merhaba güzel kızlarım,
(hepinizin kız olduğunu düşündüğüm için böyle hitap ediyorum.) Tekrardan karşınızdayım. Gönül isterdi ki bölüm atmak fakat koluma yapılan ağır iğnelerden dolayı oldukça zorlanıyorum.
Bu satırları bile zar zor yazarken bölüm yazamam ama önümüzdeki hafta içerisinde mutlaka bölüm atmayı düşünüyorum.
Gelelim asıl konumuza. Bugün 14 Mart.
14 Mart, İzler ve Kalıntıları'nı yazdığım ilk tarihti. Depresyon içinde kırgın bir dönemde kurguladığım bir kitaptı.
O günü dün gibi hatırlıyorum. Yağmurun altında bankta oturmuş, elimdeki deftere bir şeyler yazıyordum. Yağmur damlaları deftere vurdukça mürekkep akıyordu ama ben yine aldırış etmeden yazıyordum.
İzler ve Kalıntıları'nın içindeki çoğu karakter bu yüzden azimli ve kararlı. Onları biraz kendime benzetmeye çalıştım ama pek olmadı gibi.
Her birinin kendine ait özelliği ve benimsediği bir kişiliği var. Ne kadar yazarken zorlansam da okunmuyor diye üzülsem de yazmayı bırakamıyorum. Hepsi bende bir parça.
Hatta ufak bir itirafta bulunayım. Ben İzler ve Kalıntıları'nı ilk kurguladığımda Ahu'nun ismi Ahu değildi. Farklı bir isimdi. Arkadaşlarıma anlattığımda bana şöyle demişlerdi;
Sence Valentin gibi bir ismin yanına böyle bir isim olmuş mu? İyi ki demişler. Şimdi düşünüyorum ki Valentin Adrien gibi bir ismin yanına hakikaten de olmazmış.
İzler ve Kalıntıları'nı umarım seviyorsunuzdur. Aklınıza takılan her türlü soru olursa bana yazabilirsiniz. En kısa sürede bölümde görüşmek dileğiyle.