İşte, uyuyamadığı zaman insanlar böyle çıkmaza girip kendilerine en çok acı veren ölüm yolunu seçiyordu. Bu yüzden hep sabaha karşı kesilirdi bilekler, bu yüzden insanlar dolunaya karşı atarlardı kendilerini o iki yakayı bir araya getiren köprülerden, bu yüzden terk ederdi insanlar sevdiklerini; gecenin ne kadar karanlık olduğunu bildiklerinden. Ve benim gibiler daha çok hayatta kalırdı, bu gecelerin bazen daha da kararacağını ve hiç ulaşamayacağımız aydınlığa nihayetinde çıkacağımızı hayal ettiğimizden.