ALÇİN 20. BÖLÜM 1. ALINTI:
Ayaklanacakken Kurt abim elini göğsüme koyup beni geri yerime oturttu. "Sen hariç. Sen uyandırma abisi," dedi.
Kaşlarımı çattım, "Nedenmiş?"
"Normal uyandırmıyorsun da ondan." dedi Alp abim. "Kızım, geçen başımda Mehter Marşıyla uyandırdın. Senin yüzünden ne yaşadığımı şaşırdım." Herkes güldü.
"Hayatınıza renk katıyorum işte!" dedim, ben onların hayatını güzelleştireyim onlar şikayet etsin!
"Kızım git abini kaldır," Babamın lafıyla hemen ayaklandım. Merdivenleri çıkarken, "Korkutmadan! Normal bir şekilde." dedi arkamdan.
"Tamam!" dedim ve merdivenleri hızla tırmandım.
"Bakalım bu sefer ne yapacak," dediğini duydum Yavuz abimin. "Kalbine indirmese bari, gencecik daha."
"Abartmayın!" dedim sinirle.
Toprak abimin odasına geldiğimde kapıyı yavaşça açtım. Toprak abim yatağında dağınık bir şekilde yatıyordu.
Usulca yanına yaklaştım ve kolunu dürttüm, "Abi... Abi kalk hadi."
Ne yapayım kıyamadım...
Oysa kafamda deli planlar vardı ama yapacak bir şey yoktu.
"Beş dakika daha," dedi uyuklayarak.
"Abi yemek yiyeceğiz, kalk!"
Gözlerini hafif araladı. "Alçin Elis."
"Hadi kalk,"
Abim yatağından kalkarken geri çekilip odasını inceledim. Odasına gelmemiştim, sade bir odaydı. Çift kişilik bir yatağı, büyük bir gardrop, bir çalışma masası vardı. Duvardaki raflarda ufak gemi maketleri vardı.
"Hayret," deyince ona döndüm. "Sen beni normal uyandırdın."
"Çünkü babam normal uyandır dedi, biliyorsun ben söz dinlerim." dedim şirin şirin.
Bana yandan baktı, "Bilmem mi," dedi imasıyla göz devirdim.
"Bir dahakine seni öyle bir korkutacağım ki, bunu dediğin için pişman olacaksın,"
"Hadi sen git, ben de yüzümü yıkayıp geleyim." Odadan çıktım ve aşağıya indim.
"Uyandırdım, gelecek." deyip geri yerime oturdum.
"Bağırış sesi de duymadık." dedi Alp abim.
"Bağırmadı çünkü,"
"Ağzını mı kapattın?" dedi Görkem abim.