Yildiztozu870

Herkese merhaba!! ALÇİN 67K olduuu
          	
          	Teşekkür ederiiim. 
          	
          	70K’ya son 3K… 
          	
          	(Mavi kalp)

Yildiztozu870

ALÇİN 27. BÖLÜM 2. ALINTI: 
          
          "Ben Alçin Elis," dedim, kapıya doğru bir adım atarak. "Hani o kaydını sildiğiniz, bir paket gibi teslim ettiğiniz bebek. Artık konuşma vakti gelmedi mi?"
          
          Müzeyyen tam kapıyı yüzüme kapatacak gibi oldu ama hazırlıklıydım. Ayağımı eşiğe koydum. "Abim Kurt buraya gelmeden önce anlatacaklarını dinlemek istiyorum. Çünkü o gelirse, senin için bu kadar nazik olmayacaktır."
          
          "Benim anlatacak bir şeyim yok! Git buradan." dedi ve ayağımı ittirip kapıyı kapattı. 
          Kapı yüzüme büyük bir gürültüyle kapandığında, sanki bütün dünya üzerime yıkılmış gibi hissettim. Sert tahtanın çıkardığı o "pat" sesi koridorda yankılanırken, bir kaç saniye algılayamadım daha sonra kapı koluna yapıştım.
          
          "Müzeyyen Hanım! Açın şu kapıyı!" diye bağırdım, sesim koridordaki boşlukta büyüyordu. "Her şeyi biliyorum! O geceyi, beni nasıl verdiğini... Kaçamazsın!"
          İçeriden hiçbir ses gelmiyordu. Sadece kapının arkasında duran kadının o kesik kesik, korku dolu nefesini duyabiliyordum. Yumruklarımı kapıya indirmeye başladım.
          
          "Aç şu kapıyı!" diye haykırdım, kapıyı yumruklamaktan ellerim sızlamaya başlamıştı. "Kaçamazsın benden, her şeyi anlatacaksın!"
          
          "Hayatımı mahveden kim! Kim yaptırdı sana bunu! Aç!" Kapıya  sert bir tekme geçirdim. Yumruklarım acıyordu, umursamadım. Çantam omzumdan kayarak yeri boyladı. Bakmadım. Yumruklarımı kapıya geçirdim.  
          
          "Ne istediniz benden! Ne! Neden yaptınız, neden? Amacın neydi, para mı? Aç kapıyı! Aç!"
          
          Açmıyordu. Haykırışlarımı, isyanımı duyuyordu ama açmıyordu.
          
          "Ne iste-istediniz benden… Ne?.." dedim iç çekerek. Nefesim kesildi. Yumruklarım sertçe bir kez daha kapıya vurdu. 
          
          Sırtımı kapının soğuk yüzeyine yaslayıp yavaşça yere çöktüm. Öfkem, yerini göğüs kafesimi daraltan o boğucu çaresizliğe bırakmıştı. Ciğerlerim sızlarken elleri̇m titriyordu; eklemlerimdeki sızıyı ancak şimdi, sessizlik ortalığa çöktüğünde hissedebiliyordum. 
          
          ALÇİN yeni bölüme hazır oluuuun! Bomba olacak, bomba!

Yildiztozu870

ALÇİN 27. BÖLÜM 1. ALINTI: 
          
          Abim elini cebine attığında cebinden bir şey düştü, o eğilmeden önce eğildim.   Ufak bir kağıttı. Ama ucundan bir şeyler yazdığını gördüm. Abim hızlıca onu elimden çekip aldı
          
          "O ne, abi?" diye sordum.
          
          "Önemli bir şey değil." dedi kağıdı cebine sokuşturarak. 
          
          Gözlerini kaçırmasından ve o kağıdı avucunun içinde neredeyse buruştururcasına saklamasından, "önemli bir şey değil" cümlesinin koca bir yalan olduğu belliydi. Kağıdın ucu zihnimde asılı kalmıştı.
          
          Üç harf görmüştüm. 'Müz' yazıyordu. Devamını okumama izin vermemişti.
          Kaşlarımı çatmadan edemedim.
          
          "Annem nerede?" dedi.
          
          "Terasta, Zübeyde yengelerle." 
          
          "Tamam, ben bir onlara görüneyim," dedi ve merdivenleri çıkmaya başladı ve gözden kayboldu. 
          
          Merdivenlerin gıcırtısı terastaki kahkahalara karıştığında, olduğum yerde çakılı kalmıştım. Abimin o telaşlı halinden eser kalmamış, sanki az önce o kağıdı benden kaçıran o değilmiş gibi rahat bir tavırla yukarı çıkmıştı. Ama bir şeyler yanlıştı; adımları her zamankinden daha ağırdı.
          
          Zübeyde yengelerin neşeli sesleri aşağıya kadar geliyordu ama abimin sesini duyamıyordum. Sessizce merdivenlerin ilk birkaç basamağını çıktım. Teras kapısının hemen önünde durup dinlemeye başladım. Annem, "Geldin mi oğlum?" dedi neşeyle. 
          
          Abimin cevabı ise çok kısaydı. "Geldim anne, bir bakayım dedim." Hemen ardından bir hışırtı duydum. O kağıdı anneme mi verecekti, yoksa annemden mi saklayacaktı? Kalbim hızla çarparken, abimin terasın tenha köşesine doğru yürüdüğünü fark ettim.
          
          Sessizce merdivenlerin gölgesine sığındım. Zübeyde yengenin yüksek sesli gülüşü, porselen fincanların altlıklara çarpma sesiyle birleşiyordu. Abimin terasta olduğunu biliyordum ama sesi gelmiyordu. Birkaç basamak daha çıktığımda, teras kapısının camından yansımasını gördüm.