Yildiztozu870

Mahalle Abisi 65K olduuuu! Teşekkür ederim. 

Yildiztozu870

ALÇİN 29. BÖLÜM 2. ALINTI: 
          
          "İyi dersler çitlembik." 
          
          "Bak bana şunu deyip durma!" Sürekli bu tartışmayı yapıyorduk. 
          Arkasını döndü. "Diyeceğim, alış artık." dedi alaylı sesi koridorda yükselirken.  
          "Burcun ne senin ya! Hayır bu kadar inat olunmaz!" dedim arkasından.
          
          "Koç burcuyum," dedi ve yürüdü gitti.
          
          Gözlerimi devirip arkasından baksam da yüzümdeki tebessüme engel olamadım. "Alışacakmışım... Görürüz bakalım," diye mırıldandım kendi kendime. Koridorun kalabalığı arasında Uraz’ın dik omuzları kaybolurken, ben de derin bir nefes alıp sınıfımın kapısına yöneldim.
          
          İçeri adım attığımda uğultulu bir ses korosu karşıladı beni. Sırama doğru yürürken, az önce dışarıda yaşanan o gergin anların izleri hâlâ kalbimin bir köşesinde küt küt atıyordu. "Kimse yaralanmadı," demişti Uraz. Bu cümle içimdeki yangına su serpmişti serpmesine ama merdivenleri çıkarken kurduğu o son cümle zihnimin içinde dönüp duruyordu. "Ben sakin olmana yardımcı olacağım."
          
          Sırama oturdum, çantamı sıranın kenarına asıp defterimi çıkardım. Sınıftakiler kendi aralarında bir şeyler fısıldaşıyor, dışarıdaki hareketliliğin dedikodusunu yapıyorlardı. Neyse ki kimsenin tam olarak ne olduğundan, daha doğrusu benim bu durumun tam göbeğinde olduğumdan haberi yoktu. Sıramın üzerine kapanıp ellerimi şakaklarıma yasladım.
          
          Tam o sırada yanıma bir gölge düştü. Başımı kaldırdığımda sırada beliren siluet, Kutay’dı. Az önceki gerginliğimin üzerine tuz biber ekecek cinsten bir merakla bana bakıyordu.
          
          "Neler oluyordu dışarıda?" diye sordu fısıltıyla. "Sen pek iyi görünmüyorsun, yüzün kireç gibi."
          
          "Bir şey yok," dedim sesimin titremesini gizlemeye çalışarak. 
          
          "Emin misin?" 
          
          "Eminim," dediğimde sustu.
          
          Elini elimin üstüne koyup sıvazladı ve kitaplarını çıkardı. Hoca, ders anlatmaya, tahtaya notlar yazmaya başladığında gözlerim kelimelerin üzerinde geziyor ama aklım bir türlü buraya odaklanamıyordu. 
          
          ALÇİN yeni bölüme hazır oluuuun!

Yildiztozu870

ALÇİN 29. BÖLÜM 1. ALINTI: 
          
          "Öldürdüler!" diye avazım çıktığı kadar bağırdım. "Ona ulaşamayalım diye, gerçeği öğrenmeyeyim ve korkuyla yaşamaya devam edeyim diye öldürdü onu! Öldürdü!" Ellerimi saçlarıma götürüp çekiştirdim. "Onu yok ettiler! Dünyadan sildiler!" 
          
          Abim hızla beni arabadan çıkardı ve kenardaki taşa oturttu, Kurt abim elinde bir şişe suyla yanıma çöktü.
          
          "Derin bir nefes al," dedi Kurt abim, şişenin kapağını hızla çevirip açarken. Sesi az önceki sert tınısından sıyrılmış, buz gibi bir sakinliğe bürünmüştü. Ama o sakinliğin altında kopan fırtınayı bakışından tanırdım. "İç şunu. Kendine gelmen lazım."
          Suyu almadım. Ellerim hâlâ saçlarımın arasında, parmaklarım kafa derimi acıtacak kadar gömülmüştü. Gözlerimin önünde sadece o son an, o kan donduran sahne vardı. Nasıl sakin olabilirdim? Nasıl nefes alabilirdim?
          
          Yavuz abim önümde diz çöktü. İki büyük eliyle titreyen bileklerimi kavradı ve ellerimi saçlarımdan yavaşça ama karşı koyamayacağım bir güçle ayırdı. Gözlerimi onun gözlerine sabitlememi sağladı.
          
          "Alçin Elis, bana bak," dedi, sesi göğsümü delip geçen bir ciddiyetteydi. "Bize bak. Biz buradayken o korkuyla yaşamana izin vermeyiz. Seni o karanlığa teslim etmem, anlıyor musun beni?"
          
          "Ama öldü..." diye fısıldadım, sesim bir hıçkırığa dönüştü. "Gözlerimin önünde o sahne… Sırf ben gerçeğe bir adım daha yaklaştım diye yaptı. Bunu yapan bir canavar, abi. Bizimle oynuyor."
          
          Kurt abim suyu zorla avucumun içine tutuşturdu ve ayağa kalktı. Sırtını bize dönüp telefonunu çıkardı, bir numarayı tuşlarken adımları gerginlikle doluydu. "Akın, bir şey çıkarsa haberim olsun, otopsi sonuçlarını da masamda görmek istiyorum."
          Dünyam dönüyordu, nefesim kesiliyordu. Elimi boğazıma götürdüm. "N-nefes… Alamıyorum." dedim zor bela.
          
          "Kurt! Astımı tutuyor!" diye bağırdı Yavuz abim.
          
          Kurt abim irkildi, hemen telefonu kapatıp üst gövdesini arabadan içeri eğdi. Elinde astım ilacımla yanıma geldi, ilacı ağzıma yaklaştırıp iki kere pompasına bastı.