ALÇİN 29. BÖLÜM 1. ALINTI:
"Öldürdüler!" diye avazım çıktığı kadar bağırdım. "Ona ulaşamayalım diye, gerçeği öğrenmeyeyim ve korkuyla yaşamaya devam edeyim diye öldürdü onu! Öldürdü!" Ellerimi saçlarıma götürüp çekiştirdim. "Onu yok ettiler! Dünyadan sildiler!"
Abim hızla beni arabadan çıkardı ve kenardaki taşa oturttu, Kurt abim elinde bir şişe suyla yanıma çöktü.
"Derin bir nefes al," dedi Kurt abim, şişenin kapağını hızla çevirip açarken. Sesi az önceki sert tınısından sıyrılmış, buz gibi bir sakinliğe bürünmüştü. Ama o sakinliğin altında kopan fırtınayı bakışından tanırdım. "İç şunu. Kendine gelmen lazım."
Suyu almadım. Ellerim hâlâ saçlarımın arasında, parmaklarım kafa derimi acıtacak kadar gömülmüştü. Gözlerimin önünde sadece o son an, o kan donduran sahne vardı. Nasıl sakin olabilirdim? Nasıl nefes alabilirdim?
Yavuz abim önümde diz çöktü. İki büyük eliyle titreyen bileklerimi kavradı ve ellerimi saçlarımdan yavaşça ama karşı koyamayacağım bir güçle ayırdı. Gözlerimi onun gözlerine sabitlememi sağladı.
"Alçin Elis, bana bak," dedi, sesi göğsümü delip geçen bir ciddiyetteydi. "Bize bak. Biz buradayken o korkuyla yaşamana izin vermeyiz. Seni o karanlığa teslim etmem, anlıyor musun beni?"
"Ama öldü..." diye fısıldadım, sesim bir hıçkırığa dönüştü. "Gözlerimin önünde o sahne… Sırf ben gerçeğe bir adım daha yaklaştım diye yaptı. Bunu yapan bir canavar, abi. Bizimle oynuyor."
Kurt abim suyu zorla avucumun içine tutuşturdu ve ayağa kalktı. Sırtını bize dönüp telefonunu çıkardı, bir numarayı tuşlarken adımları gerginlikle doluydu. "Akın, bir şey çıkarsa haberim olsun, otopsi sonuçlarını da masamda görmek istiyorum."
Dünyam dönüyordu, nefesim kesiliyordu. Elimi boğazıma götürdüm. "N-nefes… Alamıyorum." dedim zor bela.
"Kurt! Astımı tutuyor!" diye bağırdı Yavuz abim.
Kurt abim irkildi, hemen telefonu kapatıp üst gövdesini arabadan içeri eğdi. Elinde astım ilacımla yanıma geldi, ilacı ağzıma yaklaştırıp iki kere pompasına bastı.