Yudum0261

Ben çiçekleri severim bayım. Her birinin ayrı bir hikayesi vardır. Renkleri kokuları başkadır. Öylesine güzeldir ki her biri. Kimi vahşi bir gururdur kimi narin bir zarafet. Kiminin üzerine basıp ezip geçtiği bir ottur belki kiminin yüreğinde küçük kıvılcımlar yakan ateştir.
          	
          	Ben çiçekleri severim bayım en çokta çiçek getiren elleri severim. Yüzüme gülümseme konduran düşünceyi severim. Çiçeğe baktığında beni gören kalbi severim.
          	
          	Çiçekler bahane bayım ben severim. Sevmeyi severim. Büyüyen bedenimde çocuk kalmış o ruhu görmeyi severim. 
          	
          	Sizi bayım... Sizinle geçen anıları severim, gülmeyi, ağlamayı, aşkı, sefayı, cefayı, içimdeki yaralı ama gülümseyen çocuğu... Sizinle iyi yahut kötü her şeyi severim. 
          	
          	Evet bayım ben sizi severim. 
          	
          	Ve yine evet bayım iyi kötü doğru yanlış düşünmeden yaparım bunu sadece severim. 
          	
          	Bazen sevmek yetmez bilirim ama yine de severim ben sizi...

SalihveSaliha

@Yudum0261  sabırlı biri misin ?
Reply

SalihveSaliha

@Yudum0261  Teşekkürler.  Sana da sabırlı geceler 
Reply

Yudum0261

@SalihveSaliha kesinlikle eminim artık yanılmıyorum yeni tanıdığın birisi ile paylaşmak istemiyor olabilirsin hakkındır. Hava soğuk bu aralar gece daha da soğuk olur hastaymışsın dikkat etmeni söyleyebilirim başka da bir şey ekleyemem sanırım. İyi çalışmalar 
Reply

Avsindogru

Yudum başaracak mıyım sence 

Yudum0261

@Avsindogru  bir şey yapmadım inan ki. Sen de var olmaktan vazgeçme ki varlığın iyi ki olsun
Reply

Avsindogru

Eyvallah eksik olma. 
            
            İyi ki varsın Karadeniz kızı 
Reply

Yudum0261

@Avsindogru  insan hata yapa yapa öğrenir. Hayat insanı bir noktaya kadar değil son gününe kadar büyütür. Belki acı veriyor şu anda ama senin sen oluşunun yolu da bu sanırım. İnsana en çok şeyi başına gelen musibetler öğretiyor. Ama bu şu demek de değil bir kere yaşadığın acıyı tekrar tekrar yaşa. Çektiğin acıyı bil unutma ve ona göre yaşa demek. Unutma insanın yaptığı ilk hata olur sonra yanlış sonrası ise tercihtir. Acıya alışma acıyı tercih etme hata bu hatayı herkes yapar ama öğren 
Reply

Yudum0261

Ben çiçekleri severim bayım. Her birinin ayrı bir hikayesi vardır. Renkleri kokuları başkadır. Öylesine güzeldir ki her biri. Kimi vahşi bir gururdur kimi narin bir zarafet. Kiminin üzerine basıp ezip geçtiği bir ottur belki kiminin yüreğinde küçük kıvılcımlar yakan ateştir.
          
          Ben çiçekleri severim bayım en çokta çiçek getiren elleri severim. Yüzüme gülümseme konduran düşünceyi severim. Çiçeğe baktığında beni gören kalbi severim.
          
          Çiçekler bahane bayım ben severim. Sevmeyi severim. Büyüyen bedenimde çocuk kalmış o ruhu görmeyi severim. 
          
          Sizi bayım... Sizinle geçen anıları severim, gülmeyi, ağlamayı, aşkı, sefayı, cefayı, içimdeki yaralı ama gülümseyen çocuğu... Sizinle iyi yahut kötü her şeyi severim. 
          
          Evet bayım ben sizi severim. 
          
          Ve yine evet bayım iyi kötü doğru yanlış düşünmeden yaparım bunu sadece severim. 
          
          Bazen sevmek yetmez bilirim ama yine de severim ben sizi...

SalihveSaliha

@Yudum0261  sabırlı biri misin ?
Reply

SalihveSaliha

@Yudum0261  Teşekkürler.  Sana da sabırlı geceler 
Reply

Yudum0261

@SalihveSaliha kesinlikle eminim artık yanılmıyorum yeni tanıdığın birisi ile paylaşmak istemiyor olabilirsin hakkındır. Hava soğuk bu aralar gece daha da soğuk olur hastaymışsın dikkat etmeni söyleyebilirim başka da bir şey ekleyemem sanırım. İyi çalışmalar 
Reply

Avsindogru

Benim kıymetli yazarım keşke senin o yeşil gözlerinin değdiği bir yerde yaşama şansım olsaydı. Bak yine dağıldım ve yine kimseye bir şey anlatamıyor olmanın ağırlığı bastı beni. 

Yudum0261

@Avsindogru bazen o çocuğun büyümesine değil yaşamasına izin vermek gerekir. Beden zaten büyür gider akan zamanda insanın ruhunda taze çiçekler açtıran kalbinde var olan çocuğun ruhudur. O yüzden içindeki çocuğun büyümesi belki de ölmesi demektir. Kırılmak insana dairdir sevgiye dairdir. Ve bir insanı insan yapan en önemli şeydir sevebilme yetisi. O yüzden o çocuğu büyüt demem sana o çocuğu yaşat derim. O çocuğun gülüşlerini soldurmayan kalplerde yer bul derim.
Reply

Avsindogru

Biliyorum eyvallah canım ama artık içimdeki kırılgan çoçuğu büyütmeyi öğrenmem lazım. 
Reply

Yudum0261

@Avsindogru  iyi misin? Konuşmak istediğin her an yanında olduğumu biliyorsun.
Reply

Yudum0261

İnsan içinde heyecan uyandıran o küçük umudu kaybetmemeli. Bir müziğin ezgisinde hafifçe sallanan bedenindeki küçük keyfi, belki okuduğunda altını çizdiği bir cümlenin zihninde uyandırdığı düşünceleri, bir kır çiçeğinin taze kokusunu... Ne bileyim belki soğuk bir kış sabahında aldığı ekmeğin sıcaklığını, küçükken en sevdiği oyuncağın hikâyesini... 
          
          İnsan kalbinin varlığını hissettiği şeyleri unutmamalı. İçindeki sevgiyi canlandıran cemrenin toprağına bereket getirmesini diri tutmalı daima. Hem de öyle büyük şeylere bağlamamalı umudu. Çoğu zaman bir şeyleri bağlamak için incecik bir ip gerekir bazen o bile gerekmez. O yüzden belki de iki küçük ince parçanın ucuna bağlı kalmış birkaç parça umudu kaf dağında görüp de kendimize sevgiyi haram kılmamak gerekir. 
          
          Hayat bu kadar kısayken belki de sadece mutlu olmak için basit yaşamak gerekir. Koca bir çınar ağacının gölgesinde tek solukta okunan bir hikâye gibi yaşamak ömrü. Tek bir gün. Güneşin doğuşu ve batışı arasında karanlığın aydınlandığı güneşin yüzüne yansıdığı bir sabah ile başlayıp hafifçe esen bir meltem rüzgarı ile son bulan bir gün gibi. Öylesine basit öylesine sade. Öylesine mutlu öylesine huzurlu. Bir ağacın gölgesinde tek bir gün gibi. Güvende... Yüzüne vuran güneşin sıcaklığı gibi içini ısıtan bir sevgi ile başlamalı... Esen rüzgarın serinliğiyle veda etmeli... 
          
          Basit yaşamak gerekir hayatı, sevmiyor denilerek koparılmış bir papatya yaprağını sevecek kadar basit bir o kadar sevgi ile yaşamalı...
          
          Yaşamalı hayatı... Sevgi ile... Yaşamalı...
          

SalihveSaliha

@Yudum0261  Evet; basiti seçmek cesarettir, bağlanmak vazgeçmemektir ve incelik çoğu zaman mücadelenin ta kendisidir.
            Benim durduğum yer şu: bağ güçlü olabilir ama insan o bağı her gün bilinçle seçmiyorsa ip değil irade kopar.
            Güzel bir yerden bakıyorsun, bunu görmek kıymetli.
Reply

Yudum0261

@SalihveSaliha  aslında basit olanı seçmek de cesaret gerektirir. Kiminin üzerine basıp geçtiği bir çiçeğe kıymet verip sevmek de cesarettir. Ve haklı olduğunuz noktayı anlamak beni çok mutlu etti. Evet haklısınız bazen savunmak yetmez onu seçmek ve yaşamaya cesaret etmek de gerekir. 
            
            Ve ben ipleri ince güçsüz bağlar olarak görmem aslında. Bir noktadan birbirine bağlanmış iki ipin en güçlü olduğu noktadır o bağ. Ve bir şeyi eğer bağlıyorsak vazgeçmemişiz demektir. Çünkü bağlanmak aslında biraz da budur. Eksildiğin, koptuğun yara aldığın yerden güçlenmek. 
            
            Derler ya pamuk ipliğine bağlanır birbirini seven insanların ömrü belki de öyledir. İncecik de olsa bir tel üzerinde tüm zorluğunu bile bile o bağı korumaya çalışmaktır. Belki o incelik sevginin mücadelesidir. 
            
            Ve belki basit görüneni savunmak değil de seçmek seçecek cesareti kendinde bulmaktır mesele. Belki de basit olan aslında zordur?
            
            (Fikirlerinizi benimle paylaşmış olmanıza çok sevindim :)
Reply

SalihveSaliha

@Yudum0261  Yudum, yazdıkların güzel ama ben hayata basitliği savunarak değil, seçerek ve cesaretle severek bakıyorum. Umut da sevgi de ince iplerde değil; dik duruşta ve netlikte büyür.
Reply

Yudum0261

Bitmek, bitirmek bir şeyin bitiyor olması...
          
          İnsana hep bir sonu çağrıştırır hep bir hüzün bırakır yüreğine. Sanki bitmek bitiyor olmak hep bir daha geri gelmeyecek bir şeyden ayrılmak gibi gelir. Ve bazen ayrıldığımız her neyse ona hiç sahip olmamışızdır.
          
          Kimi zaman bir otogarda arkasından el sallayıp uğurlamadan sessizce gidişlerdir can yakan bitişler. Kimi zaman biz farkında olmadan zamanın alıp götürdüğü çocukluğumuzdaki masumiyettir. Kimi zaman da bir umut gerçekleşir diye kalbimizin en saf masum tarafında kurduğumuz hayallerin bitişidir. Söyledim ya bazen biten aslında hiç sahip olmadığımızdır diye. Öyledir insan bazen sahip olmayı istediğinden de vazgeçebilir bitirmek aslında biraz da vazgeçmektir.
          
          Onca yıl uğruna mücadele ettiğin emek verdiğin ne varsa artık o şeyi harcadığın zamana emeğe mücadeleye layık görmemektir vazgeçmek. Vazgeçmek de bir bitiriştir. Ve gidenden çok belki de kalan vazgeçer sevmekten, güvenmekten, hayal kurmaktan... Güzel olan her şeyden biraz biraz vazgeçmek. Yeni bir güne farklı bir ben olarak başlamaktır.
          
          Evet bir şeylerin bitmesi aslında bir veda olmaktan öte başlamaktır da. Yeni bir hayata seni bekleyen güzel günlere başlamak bazı şeylerin yokluğunun varlığının acısından daha mutluluk verici olduğunu bilerek başlamak. Acıyla pişmek, veda ile yeşermektir.
          
          Hani derler ya bir tohum bitti bu kızıl topraktan diye. Bitmek aslında yeşermektir. İnsanın kan kızılı kalbinde acı ve belki gözyaşı ile yoğrulmuş o tohumun güneşli ve güzel günlerde mis kokulu bir çiçek gibi yeşermesidir, bitmek. Bitmek bir vedanın ardından gelecek güzel günlerin başlangıcıdır. Bitmek karanlığın aydınlığa kavuşmasıdır. Bitmek yeni bir yoldur. 
          
          Bitmek belki bir vedadır ama bitmek en çok yaşamak için topraktan kafasını kaldırıp nefes almaya çalışan yabani bir ottur. 
          
          Bazen bitirmek ise bir veda değil bir cana hak ettiği yaşamı sunmaktır. Ve biz insanlar vedalara sığdırırız yeni başlangıçları biter ve başlarız.

rukoss8

@ Yudum0261  rica ederim balım ne demek o kadar oyların kitablarimi
Reply

Yudum0261

@rukoss8  oyladımm ve paylaştığın için de teşekkür ederim ✨
Reply

rukoss8

@ Yudum0261  tabikide balım oyluyorum seni ve hemen paylaşayım 
Reply

Yudum0261

Öncelikle hepinize merhabalar,
          
          Çok yoğun bir sürecin içerisinde olmama rağmen burası ve sizlerle olmak bana kendimi biraz olsun farklı bir dünyada hissettiriyor. Desteklerinizi görmek bir şeyler başarıyorum/z hissini yaşamak çok güzel inanın ki.
          
          Ve sizlere yeni birkaç haber vermem gerekiyor sanırım. Mayıs ayında bir dergi için çalışıyordum sizlerle de konuşmuştuk derginin dizgi aşamasını bitirdik ve yılbaşı olmadan elime geçecek inşallah. Bu ikinci dergim olacak ama hissettiğim heyecan hiç değişmiyor.
          
          Gelelim bir diğer haberimize. Biliyorsunuz Mare benim gözbebeğim ve sizlerle uzun ve güzel bir yolculuğun içerisinde ve evet sizlerle birlikte nerdeyse 300 küsur sayfalık bir kitap haline geldi hak verirsiniz ki bu tempo benim için de hayli yorucu ilerliyor. Dolayısıyla Mare için sezon finaline doğru adım adım diyebiliriz. Sezon finali için son dört bölümümüz olacak şekilde bir planlama yaptım. Bölümleri bellirli aralıklarla paylaşacağım sonrasında ise mare'nin zamanı gelinceye kadar (merak etmeyin ondan çok ayrı kalamam sadece ufak bir mola diyelim) sizlerin elinle büyümesi için yine sizlere emanet edeceğim.
          
          Ve bu süreç içerisinde sizlerle yeni bir kitap paylaşacağım. Hazırlıkları ve fikri beni çok mutlu eden ve aynı zamanda heyecanlandıran bir kitap kendisi.
          
          Hem Mare'nin sezon finali bölümleri hem de yeni kitabım için beklemede kalın ve her zaman olduğu gibi yanımda olduğunuzu hissettirmeye devam edin çiçeklerim sizleri çok seviyor ve minnettarım ♥️

Avsindogru

Görücez efendim 
Reply

Yudum0261

@Avsindogru  göreceğiz o halde 
Reply

Avsindogru

Sen de benim Kürt inadımı gücğmü hafife almaa canım yazarım ❤❤
Reply

Yudum0261

Düşünmek...
          
          Düş kökünden türemiş bir kelimeymiş ilk duyduğumda düşmek sanmıştım sonrasında hayal etmek olan düş kelimesi olduğunu öğrendiğimde aaaa mantıklı geliyor aslında demiştim. 
          
          İnsan zihninde hayal ettiği birbiri arasında bağlantı kurduğu şeyleri düşünüyor bir nevi. Bir renk görüyor mesela herhangi bir manzaranın içerisinde dikkatini çeken, bazen bir çiçek kokusu hatırlatıyor ona çocukluğunda koşturduğu bahçenin çimlerini ya da kulağına doluşan bir melodi içerisinde bir şeyleri uyandırıyor.
          
          Düşünmek bu ya insan yaşadığı ile yaşamak istediği arasında bir köprü kuruyor belki de. Kimi için tutunacak bir dal kaçacak bir yer sığınacak bir liman oluyor düşünceleri. Kimileri içinse en büyük düşmanları kesiliveriyor tüm cesaretini bir anda kıran cellatlar oluyor. 
          
          Kimimiz mavi bir özgürlükte kanat çırpmayı düşünürken bir diğerimiz mavi bir derinlikte boğuluyor. Aynı maviyi gören göz değişiyor düşünen zihnin değişmesi gibi. 
          
          Öyle ya insan da biraz böyle insan oluyor. Adına insan diyoruz ama aslında her biri birbirinden bağımsız bir o kadar da birbirine muhtaç canlılarız. Her birimiz düşlerin arasına gizlenmiş düşüncelerin girdabında savrulup duruyoruz.
          
          Bazen çıkma umuduyla bazen ise boğulma korkusuyla. 
          
          Ve aslında şimdi daha da iyi anlıyorum ki düşünmek biraz da düşmektir. Zihninin seni götürdüğü yerde düşmek. Sonrasında düşünmek ayağa mı kalkmayız yoksa daha da mı batmalıyız çamura? Belki bir düş kurmak gerekir bir rüyadan hallice gerçekliğinin var oluşunun garantisi olmadan bir umut bellemeliyiz kendimize ya da bir cellat kesilip başımıza idam edilecek günümüzü beklemeliyiz?
          
          Hepimiz düşeriz peki ya düşlerde nasıl düşünmeliyiz?
          
          (Bu gece de böyle bir overthink yapalım iyi geceler)