Zeyinjuly

Ve sonra ona bu ülkeye ne kadar aşık olduğumdan bahsettim.
          	Sanki o bunu bilmiyormuş gibi.
          	Senin bana gerçekten sevmeyi öğrettiğin belki de ilk şey işte bu koca harita.
          	Bir akşam vakti güneş batarken yarımadanın iç kesimlerinde
          	Kuru dudaklarımda ıhlamur ağaçlarının kokusu varken, 
          	Ya da gözlerimi her kırptığımda bana seni hatırlatan sokaklarına aşık olduğumu ilk duyurduğum o başkentler öncüsünde
          	Soğuk ve uzak doğu illerinin yumuşak camii avlularında
          	Sanayi tipi bacaların ve betonarme gecekonduların arasında,
          	
          	Boğaza karşı bir vapurda martıları nasıl evcilleştirdiğimizi anlattığım akşam esintilerinde, 
          	Ona beni ve bana ait olan her şeyi anlattım.
          	Bütün bunlar nasıl da ayrılmaz birer satır olarak yazılı ama şiirlerimde
          	Bütün satırlarımdan taşıyorlar ve yapacak hiçbir şey yok
          	Deniz kokusu ve deri fabrikası, ıhlamur ağaçları ve kar küreme aracı
          	Bana ait olan her şey senindir
          	Sana ait olan her şey de benimdir.
          	O yüzden sana en başında bana ait olan tek ve en güzel şeyi, doğduğum karanlık yüzyılın tüm kızıl ve beyaz süslerini verdim.
          	
          	Sen de aynını yaptın.
          	Benim güzel, asil, altın sırmalı zambağım.

Zeyinjuly

Ve sonra ona bu ülkeye ne kadar aşık olduğumdan bahsettim.
          Sanki o bunu bilmiyormuş gibi.
          Senin bana gerçekten sevmeyi öğrettiğin belki de ilk şey işte bu koca harita.
          Bir akşam vakti güneş batarken yarımadanın iç kesimlerinde
          Kuru dudaklarımda ıhlamur ağaçlarının kokusu varken, 
          Ya da gözlerimi her kırptığımda bana seni hatırlatan sokaklarına aşık olduğumu ilk duyurduğum o başkentler öncüsünde
          Soğuk ve uzak doğu illerinin yumuşak camii avlularında
          Sanayi tipi bacaların ve betonarme gecekonduların arasında,
          
          Boğaza karşı bir vapurda martıları nasıl evcilleştirdiğimizi anlattığım akşam esintilerinde, 
          Ona beni ve bana ait olan her şeyi anlattım.
          Bütün bunlar nasıl da ayrılmaz birer satır olarak yazılı ama şiirlerimde
          Bütün satırlarımdan taşıyorlar ve yapacak hiçbir şey yok
          Deniz kokusu ve deri fabrikası, ıhlamur ağaçları ve kar küreme aracı
          Bana ait olan her şey senindir
          Sana ait olan her şey de benimdir.
          O yüzden sana en başında bana ait olan tek ve en güzel şeyi, doğduğum karanlık yüzyılın tüm kızıl ve beyaz süslerini verdim.
          
          Sen de aynını yaptın.
          Benim güzel, asil, altın sırmalı zambağım.

-clarainsaturn

ve sonra
          dilediği bütün afları kabul ettim
          tanrının bana emrettiği erdemi
          layıkıyla yerine getirdim
          zira ben onu kabul etmedikçe
          hiçbir çiçek beni toprağına buyur etmezdi

-clarainsaturn

ben büyücü değilim 
            sihirli olan sensin
            birini baştan yaratamam
            olabileceğini gösterebilirim ancak
            
            mükemmel bir gerçeklik kuramam
            yalnızca
            görmen gereken güzelliğine
            olan körlüğünü iyileştirebilirim
Reply

Zeyinjuly

Günler, haftalar, aylar boyu hatalar üstüne hatalar
          Emre itaatsizlik ve binbir türlü dikkat dağıtıcı
          Ahirete inandığım hiçbir yerimden okunmuyor
          O mu inatla benden vazgeçmiyor yoksa ben mi tırnaklarımla dahi olsa ona tutunmaya çalışıyorum anlamıyorum
          Belki tek bir hamlem, işe yarar tek bir sözüm olur
          Belki tek bir kuşun sıkarım, belki tek bir an beni günahlarımdan arındırır.
          Belki bir anlığına şansım yaver gider, bir anlığına merhametine sığınırım
          Bir anlığına affedilirim, bir anlığına, sadece bir an her şeyi idrak ederim.
          
          Düştüm, kaybettim, mavi gözlü ve şişman domuzlarca yerde tekmelendim. Yer o kadar tanıdık, öylesine sıcak ki kalkmayı reddettim. Ama şimdi yeniden hep söylediğim şeyi söylüyorum. İnsan ölecekse bunu toprak sıcakken yapmalı, Temmuzda veya Ağustosta. Eski dostun ve biricik aşkın için, yıkılan ve elçiliğini yürüttüğün tüm devletlerin için iyi giyimli olmalısın. Her zaman en onurlu savaşçılar olmadık ama her zaman bunu deneyenlerden olabiliriz. Bize düştükleri yerden kalkanlar diyebilirler, korumak için öne atıldığımız tüm o insanlar bir gün bize şahitlik yapabilirler. İsimlerini sayıkladığımız herkes, kitap köşelerine isimlerini karaladığımız her bir kız kardeş; yolun sonunda bize özrümüzün asil ve temiz olduğunu söyleyebilirler.
          
          Özür dilerim, 
          Savaşım, mücadelem, yaralarım, gözyaşlarım ve nefretim benim en samimi tövbem.

Zeyinjuly

Carstvo Projekt
          Bugün onunla bunu konuştuk.
          Ona artık büyüdüğümü söyledim.
          Tırnaklarımı uzatmaktan başka yapacak bir sürü işim var.
          Her zaman yaptığı gibi önümden yürümesini istedim.
          Sis ve toz bulutunda o ve ben ihtimallere karşı
          Her şey için yeterli bir gençlik vaadettiğimi söyledim.
          Yani O'nun izin verdiği ölçüde elbette.
          Eğer olduğum yerde durmayı bırakırsam bu ateş beni yakmayı bırakıp bana yol gösterecek.
          
          Bana sadece gidilecek yönü göster.

Zeyinjuly

İğne, değersiz bir metal parçasından başka hiçbir şey değil. Ama bunu bir kere söylersem artık ne şarkılara ne de şiirlere eşlik edebilirim. İnanmamı emrettiğin her yalana inanacağım. Ta ki onlar gerçek oluncaya kadar.

Zeyinjuly

Haziranın ondokuzunda, 
          Kırılmış bir puttan süzülen bir damla gözyaşı
          "Ölüm, dirim; savaş bir gün mukadder"
          Daha ondokuzunda,
          Yüz on dokuz, bin yüz on dokuz, yüz bin yüz on dokuz kız
          Ölüm, dirim; intikam bir gün mukadder.
          
          Ben ve ellerimde Ares'in parçalanmış heykeli,
          Gözlerinden durmaksızın akan yaşları şefkatke siliyorum
          Terk edilmiş tapınaklarda onurlu savaşçılar uğruna söylenen şarkılar solmak üzere
          Bak, diyor, yani cesaret bizde varolan her şeydi. 
          Mahkeme salonları ve tarih bize ihanet ediyor
          Ölüm, dirim; tüfek bir gün mukadder.
          
          Bugün ölümü düşündüm,
          Sokakta ya da yan komşum beni boğarken, 
          Bugün ölümü düşündüm, 
          Daha ondokuz ve hayat bu kadar güzelken.

Zeyinjuly

Dünya küçülüyor, bense büyüyorum.
          Dünya çatlıyor, bense o çatlaklara sızıyorum. 
          Asya Avrupa`ya, bense sana yaklaşıyorum.
          Çok geçmeden bir gün, karşına dikileceğim. 
          Çok geçmeden bir gün, ayağına serileceğim. 
          Çok geçmeden bir gün, senin gibi öleceğim. 
          Çok geçmeden bir gün, senin için öleceğim.

Zeyinjuly

Pasaportumu yurtdışında kaybettim
          Terkedilmiş tapınaklarda geceledim
          Seracılık ve botanik işleriyle uğraştım
          Faşistlerden dayak yedim ve yeni yaralar edindim
          
          Bu- saçılan şarapnellerden
          Bu- o çetnikle boğuşurken
          Bunu hatırlamıyorum kriz geçiriyordum
          Bunu da hatırlamıyorum
          
          Ama banyoda aynanın önünde duruyorum
          Mutluyum, dürüstçe söylüyorum
          Tüm yaralarımı seviyorum
          Ve yenilerini kazanmak istiyorum

niazkua

she smiles like young men
          on battlefields.
          and her tears
          are blood of the comrades.
          their souls, searching, seal
          miles away from their home
          with a desire to taste
          that unreachable sweet victory.
          but in the end,
          the taste was not sweet like
          they expected.
          it was bitter and wiry
          but still fervent,
          as if it was belief in humanity.
          perhaps this is the taste of
          blood shed by your 
          fallen comrades.
          her heart was a summer fire
          that broke out
          in the forest of faded smiles.
          and her smile
          hides millions of tombs.
          she will always be the garden
          for the forgotten
          and outcasts.
          she smiles like young men
          on battlefields.
          and her tears
          are blood of the comrades.