Emel Sayın demiş ya hani: "Mavi Boncuk kimdeyse benim gönlüm ondadır."
Bizimki de öyle işte; mavi gözlerine "Boncuk" dedikleri bir kız düşün. Kaf Dağı'nın ardında, babasının krallığında hapis... Sonra kızımız "Yeter artık, ben kendi hayatımı yaşayacağım!" deyip o krallığı terk ediyor. Bir köye yerleşiyor, hayatının aşkını buluyor ve mutlu mesut yaşıyor...
Yersen!
Bak, net olalım: Bu bir masal değil. Nisan Gece Karan da bir prenses falan değil. Ama krallığını -yani babasının ona sunduğu o altın kafesi- arkasında bıraktığı bir gerçek.
Nisan, babasıyla girdiği o iddiayı kazandı mı kaybeder mi bilinmez ama bir anda kendini iki arkadaşıyla birlikte, hayatı boyunca görmediği türden eski bir mahallede buldu. Kendi ayakları üzerinde duracak, "Ben yaparım!" diyecekti. Başta her şey tozpembe gibi geliyordu tabii...
Ta ki gölgesi güneşten daha koyu, öfkesi ise her an patlamaya hazır bir barut fıçısı gibi dolaşan Poyraz'la tanışana kadar.
Mahalle dediğin yer sıcak, samimi falan diyorlar; gel gör ki Poyraz, Nisan'ın varlığını kendine bir hakaret sayıp hayatı ona zindan etmek için elinden geleni yapıyor. Ama unuttuğu bir şey var: Nisan Gece Karan, pes etmeyi lügatından silmiş biri.
Poyraz, başına nasıl bir bela sardığından henüz habersiz. Nisan ise çoktan kılıçlarını kuşanmış, mahallenin o dar sokaklarında yeni bir oyun kurmaya hazır.
Bir yanda mahallenin dokunulmazı, diğer yanda krallığını yıkan bir asi.
Bu mahallede ya birileri diz çökecek ya da her şey yanıp kül olacak.
Şimdi arkanıza yaslanın; çünkü bu mahallede Nisan Gece Karan ve Poyraz Karahan'ın inatlaşmasıyla başlayan o büyük kaosun, neleri değiştireceğini hep birlikte göreceğiz. Bakalım, bu ateşin tam ortasında kimin inadı galip gelecek?
Bize eşlik etmek ister misiniz?
https://www.wattpad.com/story/411978341?utm_source=android&utm_medium=link&utm_content=story_info&wp_page=story_details_button&wp_uname=birdeliarifecicegi