6 ay. Bir yılın yarısı. Ama hissettiklerim sanki bir ömür meleğim.
Sevgilim, sana deli gibi âşık olduğumu biliyorsun ama bilmediğin şu: Seni her sabah uyandığımda yeniden seçiyorum. Nefes alır gibi, kalbim atar gibi… Sadece alışkanlık değil bu. Bu, içimdeki yangın. Sönmeyen, bitmeyen, her gün biraz daha büyüyen bir ateş.
Seni ilk gördüğümde… 13 Ocak gecesi hissettiğim şey neydi biliyor musun? ‘Evet, bu işte.’ Ama şimdi, 6 ay sonra anlıyorum ki o an bir tohumdu. Şimdi koskoca bir orman oldu içimde. Her dalımda senin adın, her yaprağımda teninin kokusu var.
Bazen seni o kadar çok özlüyorum ki yanımda olsan bile. Çünkü sana yetişemiyorum sevgilim. Sen benim her şeyimsin ve bu kelimelerin kifayetsiz kaldığı tek şey. Seni sevmek yetmiyor; sana dokunmak, nefesini duymak, gözlerinin içinde kaybolmak lazım. Seninle olan her sabahı iple çekiyorum. Sen yokken zaman duruyor, sen varken her şey anlam kazanıyor. Bu 6 ay değil, seninle geçen her an benim için bir ömür. Ve daha niceleri olacak.
Yemin ederim, seni sevmekten asla vazgeçmeyeceğim. Ne kavgalar, ne zorluklar, ne de zaman… Hiçbir şey bu ateşi söndüremeyecek. Sen benim yangınımsın. Ve ben yanmaya devam edeceğim. Sadece senin için. Hep senin için.
6. ayımız kutlu olsun aşkım. Yolumuzun yarısı değil, sonsuzluğa attığımız ilk adım olsun bu. Ve ben seninle yürümekten asla vazgeçmeyeceğime söz veriyorum.