_jikook_01_13

Bu kısa alıntı, kalbimin en güzel köşesinde yer alan ve hayatıma kendi ışığını getiren Soulmate'm @-jeonjikook- ithaf edilmiştir. Hikaye okuyacak zamanının olmadığını biliyorum az da olsa kafan dağılsın diye iki cümle bir şeyler saçmaladım senin için, aslında bu benim içinde bir ilk oldu dhdhhdd İyi ki doğdun, iyi ki varsın. En sevdiğin iki ruhun, kaderin görünmez ipleriyle bağlandığı bu evrende keyifli okumalar…
          	>Sıfır Noktası<
          	Seul’ün neon ışıkları, sağanak yağmurun ardından ıslanan asfaltı adeta rengarenk bir tuvale çevirmişti. Pembe, mavi ve mor yansımalar, yanımdan gelip geçen insanların aceleci adımları altında eziliyordu. Etrafımdaki herkesin bir acelesi vardı, herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyordu. Ve herkesin sol bileğinde, derisinin hemen altında parıldayan o lanet dijital sayaç vardı. Bu dünyada doğan her insanın bileğinde bir saat tıkırdardı. Ruh ikizinle karşılaşacağın ana kadar geriye doğru sayan, bazen yılları, bazen ayları gösteren amansız bir saat. İnsanlar o sayacın sıfırlanacağı günü bekler, hayatlarını o saniyeye göre şekillendirirlerdi. Ben hariç. Ben, Park Jimin, o saatten hayatım boyunca nefret etmiştim. Gri atkımı boynuma biraz daha sıkı sarıp sol bileğimi kaldırdım. Işıklı rakamlar gözüme çarptı: 00:00:02:14.
          	İki dakika on dört saniye. Bugün benim yirmi ikinci doğum günümdü ve bileğimdeki bu sayaç, kendimi bildim bileli bozuk bir pusula gibiydi.

_jikook_01_13

"Jungkook," dedi, kamerasını yavaşça göz hizasına getirirken. "Jeon Jungkook."
          	  Klik. Deklanşör sesiyle birlikte sanki büyü bozuldu ve caddenin tüm gürültüsü kulaklarıma geri döndü. Ama artık o gürültüyü umursamıyordum. Etrafımızdaki neon ışıkları şimdi sadece ikimizin etrafında dönen birer yıldız kümesi gibiydi.
          	  Jungkook kamerayı indirdi, ekrandaki fotoğrafa bakıp memnuniyetle gülümsedi. Ardından bakışlarını yeniden gözlerime dikti. Cebinden küçük, üzerinde minik bir yıldız olan gümüş bir anahtarlık çıkardı ve benim avucuma bıraktı."Bunu bugünkü fotoğraf çekimimde bulmuştum, sanki sahibini arıyor gibiydi," dedi gözlerimin içine bakarak. Parmakları tenime değdiği an, bileklerimizdeki o sıfırlanmış sayaçlar pembe bir ışıkla mühürlendi. "Ve sanırım bugün senin doğum günün, Park Jimin. Saatime bakılırsa, evren bana en büyük hediyeyi tam zamanında verdi."
          	  Avucumdaki gümüş anahtarlığın sıcaklığına ve karşımda duran bu çocuğun gözlerindeki parıltıya baktım. Hayatım boyunca bozuk sandığım, nefret ettiğim o sayaç; bana hayatımın en kusursuz saniyesini bahşetmişti. Gözlerimi kısan o meşhur, samimi gülümsememin yüzüme yayılmasına izin verdim. "İyi ki doğdum," dedim, sesim ilk defa bu kadar emin ve huzurlu çıkıyordu. "Ve iyi ki bana çarptın, Jungkook."Neon ışıklarının altında, zamanın artık bizim için hiçbir öneminin kalmadığı o caddede, ilk adımlarımızı birlikte yürümek üzere yan yana geldik. Arkamızda akan dünya hızla geçip gidiyordu ama bizim zamanımız, tam da olması gereken yerde, birbirimizde durmuştu. Öhm öhm zillim benim için de zaman seni tanıdığım zaman sıfırlandı senden öncesi önemini yitirdi çünkü ruhum kendi ruh ikizini bulmuştu <3
Reply

_jikook_01_13

Zaman bir anda yavaşladı. Caddenin gürültüsü, hızla geçen arabaların korna sesleri, tepemizden yağan yağmur damlaları… Her şey, her ses bir anda sustu. Evren tüm gürültüyü kıstı. Sokağın tam ortasında, o siyah ceketli gence çarptım. Sert bir çarpışma değildi bu; sanki görünmez bir el, ikimizi tam o noktada durdurmak için hafifçe birbirimize itmişti. Omzundaki kamera hafifçe göğsüme değdi.
          	  Ve o an, sol bileğimde daha önce hiç görmediğim kadar kör edici, altın rengi bir ışık parıldadı. Nefesimi tutarak bileğime baktım. Hayatım boyunca benden saniyeleri çalan, beni strese sokan o amansız sayaç durmuştu. Rakamlar sabitlenmiş, evrendeki en mükemmel simetriyi oluşturmuştu: 00:00:00:00
          	  Şaşkınlıktan kalbimin duracağını sandım. Başımı kaldırdığımda, çarptığım gencin de kendi bileğine baktığını gördüm. Onun da sayacı sıfırlanmıştı. Derin bir nefes verdi ve ardından bana doğru baktı. Dudaklarının kenarında büyüleyici, tavşan dişlerini ortaya çıkaran o kadar sıcak bir gülümseme belirdi ki, bir an donup kaldım.
          	  "Demek sendin," diye fısıldadı. Sesi, hayatım boyunca duyduğum en huzurlu, en tanıdık melodi gibiydi. "Yıllardır bu saatin neden bu kadar düzensiz attığını, beni neden delirttiğini anlayamıyordum. Melekler bile zamanı senin ritmine göre ayarlayamamış." Gözlerimi kırpıştırarak ona baktım. Nutkum tutulmuştu. "Sen… Kimsin?" diyebildim sadece.
Reply

_jikook_01_13

Diğer insanlarınki gibi düzenli geriye saymıyor; bazen hızlanıyor, bazen günlerce aynı saniyede takılı kalıyordu. Bana asla güven vermemişti. Bu yüzden aşka, kadere ya da ruh ikizi saçmalığına inanmayı bırakalı çok olmuştu. Bugün bile, doğum günümde, sadece yalnız kalmak ve bir an önce evime gidip sıcak çikolatamı yudumlamak istiyordum. "Saçmalık," diye fısıldadım kendi kendime. Ama yalan söylüyordum. Kalbim nedense göğsümü dövercesine hızla çarpmaya başlamıştı. Çevremdeki tabelaların neon ışıkları gözümü alıyor, kulaklarımda tuhaf bir uğultu yükseliyordu. Adımlarımı hızlandırdım. Bu kalabalıktan, üzerime çöken bu tuhaf baskıdan kaçmak istiyordum.
          	  Bileğime tekrar baktım. 00:00:01:00. Sadece bir dakika kalmıştı. Köşeyi dönüp şehrin en kalabalık kavşağına adım attığım an, parmaklarımın ucunda tuhaf, karıncalanan bir sıcaklık hissettim. Sanki damarlarımdan yukarı doğru yıldız tozu tırmanıyordu. Ne oluyordu bana böyle?
          	  00:00:00:10. Son on saniye. Başımı panikle kaldırdım. Tam karşımdan, omuzunda eski model profosyonel bir kamera taşıyan, siyah ceketli bir genç geliyordu. Dağınık siyah saçları alnına dökülmüştü. Tam o sırada göz göze geldik. Gözleri, etraftaki neon ışıklarını içine çeken iki dipsiz kuyu gibi parlıyordu. Adımları bana doğruydu.
          	  00:00:00:03. Üç saniye. 
Reply

calibroo

Kısa bir alıntı yazmış aq hikaye diye her gün bir paragraf okurum ne kısası lqjdpqbdown

_jikook_01_13

@calibroo  yavrunmuyum gerçekten.. (gözlerinikırpıştıranemoji)
Reply

calibroo

Valla yavrum bazen ağzım açık kalıyor yazdıklarını görünce, sen halâ yazar değilim anlamam de :(
Reply

calibroo

Edoshan lqbdlqbdlwbdlwdblwdnlwbdkwn
Reply

_jikook_01_13

Bu kısa alıntı, kalbimin en güzel köşesinde yer alan ve hayatıma kendi ışığını getiren Soulmate'm @-jeonjikook- ithaf edilmiştir. Hikaye okuyacak zamanının olmadığını biliyorum az da olsa kafan dağılsın diye iki cümle bir şeyler saçmaladım senin için, aslında bu benim içinde bir ilk oldu dhdhhdd İyi ki doğdun, iyi ki varsın. En sevdiğin iki ruhun, kaderin görünmez ipleriyle bağlandığı bu evrende keyifli okumalar…
          >Sıfır Noktası<
          Seul’ün neon ışıkları, sağanak yağmurun ardından ıslanan asfaltı adeta rengarenk bir tuvale çevirmişti. Pembe, mavi ve mor yansımalar, yanımdan gelip geçen insanların aceleci adımları altında eziliyordu. Etrafımdaki herkesin bir acelesi vardı, herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyordu. Ve herkesin sol bileğinde, derisinin hemen altında parıldayan o lanet dijital sayaç vardı. Bu dünyada doğan her insanın bileğinde bir saat tıkırdardı. Ruh ikizinle karşılaşacağın ana kadar geriye doğru sayan, bazen yılları, bazen ayları gösteren amansız bir saat. İnsanlar o sayacın sıfırlanacağı günü bekler, hayatlarını o saniyeye göre şekillendirirlerdi. Ben hariç. Ben, Park Jimin, o saatten hayatım boyunca nefret etmiştim. Gri atkımı boynuma biraz daha sıkı sarıp sol bileğimi kaldırdım. Işıklı rakamlar gözüme çarptı: 00:00:02:14.
          İki dakika on dört saniye. Bugün benim yirmi ikinci doğum günümdü ve bileğimdeki bu sayaç, kendimi bildim bileli bozuk bir pusula gibiydi.

_jikook_01_13

"Jungkook," dedi, kamerasını yavaşça göz hizasına getirirken. "Jeon Jungkook."
            Klik. Deklanşör sesiyle birlikte sanki büyü bozuldu ve caddenin tüm gürültüsü kulaklarıma geri döndü. Ama artık o gürültüyü umursamıyordum. Etrafımızdaki neon ışıkları şimdi sadece ikimizin etrafında dönen birer yıldız kümesi gibiydi.
            Jungkook kamerayı indirdi, ekrandaki fotoğrafa bakıp memnuniyetle gülümsedi. Ardından bakışlarını yeniden gözlerime dikti. Cebinden küçük, üzerinde minik bir yıldız olan gümüş bir anahtarlık çıkardı ve benim avucuma bıraktı."Bunu bugünkü fotoğraf çekimimde bulmuştum, sanki sahibini arıyor gibiydi," dedi gözlerimin içine bakarak. Parmakları tenime değdiği an, bileklerimizdeki o sıfırlanmış sayaçlar pembe bir ışıkla mühürlendi. "Ve sanırım bugün senin doğum günün, Park Jimin. Saatime bakılırsa, evren bana en büyük hediyeyi tam zamanında verdi."
            Avucumdaki gümüş anahtarlığın sıcaklığına ve karşımda duran bu çocuğun gözlerindeki parıltıya baktım. Hayatım boyunca bozuk sandığım, nefret ettiğim o sayaç; bana hayatımın en kusursuz saniyesini bahşetmişti. Gözlerimi kısan o meşhur, samimi gülümsememin yüzüme yayılmasına izin verdim. "İyi ki doğdum," dedim, sesim ilk defa bu kadar emin ve huzurlu çıkıyordu. "Ve iyi ki bana çarptın, Jungkook."Neon ışıklarının altında, zamanın artık bizim için hiçbir öneminin kalmadığı o caddede, ilk adımlarımızı birlikte yürümek üzere yan yana geldik. Arkamızda akan dünya hızla geçip gidiyordu ama bizim zamanımız, tam da olması gereken yerde, birbirimizde durmuştu. Öhm öhm zillim benim için de zaman seni tanıdığım zaman sıfırlandı senden öncesi önemini yitirdi çünkü ruhum kendi ruh ikizini bulmuştu <3
Reply

_jikook_01_13

Zaman bir anda yavaşladı. Caddenin gürültüsü, hızla geçen arabaların korna sesleri, tepemizden yağan yağmur damlaları… Her şey, her ses bir anda sustu. Evren tüm gürültüyü kıstı. Sokağın tam ortasında, o siyah ceketli gence çarptım. Sert bir çarpışma değildi bu; sanki görünmez bir el, ikimizi tam o noktada durdurmak için hafifçe birbirimize itmişti. Omzundaki kamera hafifçe göğsüme değdi.
            Ve o an, sol bileğimde daha önce hiç görmediğim kadar kör edici, altın rengi bir ışık parıldadı. Nefesimi tutarak bileğime baktım. Hayatım boyunca benden saniyeleri çalan, beni strese sokan o amansız sayaç durmuştu. Rakamlar sabitlenmiş, evrendeki en mükemmel simetriyi oluşturmuştu: 00:00:00:00
            Şaşkınlıktan kalbimin duracağını sandım. Başımı kaldırdığımda, çarptığım gencin de kendi bileğine baktığını gördüm. Onun da sayacı sıfırlanmıştı. Derin bir nefes verdi ve ardından bana doğru baktı. Dudaklarının kenarında büyüleyici, tavşan dişlerini ortaya çıkaran o kadar sıcak bir gülümseme belirdi ki, bir an donup kaldım.
            "Demek sendin," diye fısıldadı. Sesi, hayatım boyunca duyduğum en huzurlu, en tanıdık melodi gibiydi. "Yıllardır bu saatin neden bu kadar düzensiz attığını, beni neden delirttiğini anlayamıyordum. Melekler bile zamanı senin ritmine göre ayarlayamamış." Gözlerimi kırpıştırarak ona baktım. Nutkum tutulmuştu. "Sen… Kimsin?" diyebildim sadece.
Reply

_jikook_01_13

Diğer insanlarınki gibi düzenli geriye saymıyor; bazen hızlanıyor, bazen günlerce aynı saniyede takılı kalıyordu. Bana asla güven vermemişti. Bu yüzden aşka, kadere ya da ruh ikizi saçmalığına inanmayı bırakalı çok olmuştu. Bugün bile, doğum günümde, sadece yalnız kalmak ve bir an önce evime gidip sıcak çikolatamı yudumlamak istiyordum. "Saçmalık," diye fısıldadım kendi kendime. Ama yalan söylüyordum. Kalbim nedense göğsümü dövercesine hızla çarpmaya başlamıştı. Çevremdeki tabelaların neon ışıkları gözümü alıyor, kulaklarımda tuhaf bir uğultu yükseliyordu. Adımlarımı hızlandırdım. Bu kalabalıktan, üzerime çöken bu tuhaf baskıdan kaçmak istiyordum.
            Bileğime tekrar baktım. 00:00:01:00. Sadece bir dakika kalmıştı. Köşeyi dönüp şehrin en kalabalık kavşağına adım attığım an, parmaklarımın ucunda tuhaf, karıncalanan bir sıcaklık hissettim. Sanki damarlarımdan yukarı doğru yıldız tozu tırmanıyordu. Ne oluyordu bana böyle?
            00:00:00:10. Son on saniye. Başımı panikle kaldırdım. Tam karşımdan, omuzunda eski model profosyonel bir kamera taşıyan, siyah ceketli bir genç geliyordu. Dağınık siyah saçları alnına dökülmüştü. Tam o sırada göz göze geldik. Gözleri, etraftaki neon ışıklarını içine çeken iki dipsiz kuyu gibi parlıyordu. Adımları bana doğruydu.
            00:00:00:03. Üç saniye. 
Reply

calibroo

Kurt darlandı kurt artık ayazda mangal yapmak istiyor 

calibroo

Kaşına gözüne kalbine kurban olunur ❤️
Reply

_jikook_01_13

@calibroo  Çayın demini senin sevgini aldım sen varsan yola da çıkılır ömür de verilir 
Reply

calibroo

Seni her türlü severim de çay semaver çayı olursa bayılırım 
Reply

-jeonjikook-

Edoshanim ben geldim. Babam bak kizin geldi

_jikook_01_13

@-jeonjikook-  seni ısırırım haa zilliii(m)
Reply

-jeonjikook-

@_jikook_01_13  gozlerim seni gordugumden parlıyor edoshanim senin isigin gozumu aliyor 
Reply

calibroo

Kurbane kurbane 
          

calibroo

Ay sırıtmaktan yüz kaslarım ağrıdı yazacak bişey bulamadım lwnskwnsjks
Reply

_jikook_01_13

@calibroo  Yavrum baban nereli? Nereden bu kaşın, gözün temeli? Sana neler demeli? Ay seni çıtır çıtır yemeli
Reply

calibroo

Mutlu yıllar edoshanim ikinci beynim gülüm ❤️✨

calibroo

Diğeri karım mı 
Reply

calibroo

Lqdhowhdowhsowhdowjeowhdowj
Reply

_jikook_01_13

@calibroo   kurtlar vadisi 29.bölüm 49.dakika 10.saniye benden sana yavrum ❤
Reply