aciverenkalpsiz

Aklıma düştü gözlerin
          	Boynumu büktüm ağladım
          	Elveda dediğin yerin
          	Yanına çöktüm ağladım
          	
          	Anılar gezdi kanımda
          	Seni aradım yanımda
          	Tesbih gibi her anımda
          	Hasreti çektim ağladım
          	
          	Her seven boyun eğmiş
          	Ayrılık ne yaman şeymiş
          	Gözden yaş dökmek neymiş
          	Gözümü döktüm ağladım
          	
          	İçim garip gönlüm darda
          	Gözlerim karşı duvarda
          	Ben her akşam aynalarda
          	Yüzüne baktım ağladım

turuncukalpp

İyi ki doğdun çiçek kalplim❤️

turuncukalpp

Seni çok seviyorumm
Reply

turuncukalpp

Hep gözlerinin içi gülsün
Reply

turuncukalpp

Her şey güzel gönlünce olsun
Reply

aciverenkalpsiz

Aklıma düştü gözlerin
          Boynumu büktüm ağladım
          Elveda dediğin yerin
          Yanına çöktüm ağladım
          
          Anılar gezdi kanımda
          Seni aradım yanımda
          Tesbih gibi her anımda
          Hasreti çektim ağladım
          
          Her seven boyun eğmiş
          Ayrılık ne yaman şeymiş
          Gözden yaş dökmek neymiş
          Gözümü döktüm ağladım
          
          İçim garip gönlüm darda
          Gözlerim karşı duvarda
          Ben her akşam aynalarda
          Yüzüne baktım ağladım

aciverenkalpsiz

1884

aciverenkalpsiz

Bir şey eksik bu şehirde,
            Adını koyamıyorum.
            Ne sokaklar tanıdık artık,
            Ne yüzler bildiğim gibi.
            Kalbim, kendine bile yabancı,
            Aynada gördüğüm ben değilim.
            Sanki bir yerden düştüm hayata,
            Ve hâlâ toparlanamadım.
            Kimse anlamıyor diyorum ya,
            Belki de anlatamıyorum.
            Çünkü bazı acılar vardır,
            Söylendikçe büyür, susuldukça çoğalır.
            Bir zamanlar inandığım ne varsa,
            Şimdi içimde kırık bir ses.
            Ne geri dönebiliyorum,
            Ne de ileri gidebiliyorum.
            Yoruldum…
            Ama dinlenmek de çare değil.
            İnsan bazen yaşarken bile,
            Eksik kalıyor… kendinden.
Reply

aciverenkalpsiz

1154

aciverenkalpsiz

Ümit Yaşar Oğuzcan.
Reply

aciverenkalpsiz

Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
            Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
            Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
            Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa
            Bil ki seni düşünüyorum
            
            Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin, acil
            Örtün karanlıkları masmavi denizlerde
            Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl
            O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
            Bil ki seni bekliyorum
            
            Bir sabah gün doğarken aç perdelerini, bak
            Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar
            Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak
            Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar
            Bil ki seni istiyorum
            
            Gecelerden bir gece uyanırsan apansız
            Uzaklarda elemli, garip bir kuş öterse
            Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız
            Ve bir gün kabrimde bir kara gül biterse
            Bil ki seni seviyorum
Reply

aciverenkalpsiz

Sen ey şehrin yerlisi, cesur, kararlı mühür 
          Sen ey inatçı kıskanç, alçak gönüllü ve hür 
          Karanlık geceleri korkutsa da günahım 
          Kızlar Kayası gibi dikilip kaldı âhım 
          Sefere çıkanların tatlı rüyâsı mısın 
          Rûhumun cellâdı mı, yoksa hülyâsı mısın 
          Konuşursun, sözlerin dâre çeker canımı 
          Susarsın, çâresizlik büyütür isyânımı 
          Siyaha boyanınca, kanatlanır mı yürek 
          Hangi harfin başını beliyor şimdi melek 
          Kasîde, hangi şehrin âşiyânında güzel 
          Bulutlu havalarda parlayan aydır gazel 
          Yine mest, yine sarhoş bahçendeki mumyalar 
          Canlanıyor taşların kalbinde sardunyalar
          
          
          Fildişinden heykel mi taşıyorsun elinde 
          Yine bir raksın mumu yanıyor gözlerinde 
          En hâkî denizini verdim sana ömrümün 
          Dilediğince yıkan sularında gönlümün 
          Sürmek mi istiyorsun masal arabasını 
          Getireyim kapına devlerin en hasını 
          Ölümsüz meyvesini sundum hayal bağının 
          Dehâsında bulmuşum seni yalnızlığımın 
          Celî bir kavis miydin, sokuldun yüreğime 
          Hattı hümayununla sultan oldun evime 
          Hendeseyi titretir endâmın ley-ü nehâr 
          Bu aşkı destan gibi yazıyor fırtınalar 
          Yüzündeki çizgiler kûfî midir sülüs mü 
          Aradığın define İrem mi Endülüs mü
          
          
          Sen ey yardım sevenim, ruhumu derde saldın 
          Yalnızlığım ağlarken gülenim, nerde kaldın 
          Azimli bir yüreğin yorgun kimyasın da mı 
          Sevda denklemlerinin memnû dünyasında mı 
          Her pazartesi âhım kapında helâk olur 
          Her Cuma karanlığın kuşları leylâk olur 
          Kâşifin benim gülüm, görmediğin yine ben 
          Bilseydin sana benden bakanı görünmeden 
          Anlardın; her macera tende rü’yet gibidir 
          Oysa sende gördüğüm, sana gurbet gibidir 
          Utangaç bir merhamet saklıyorsun sesinde 
          Sahraya dönüyorum baharın ötesinde 
          Gizlice bir nikahtır o arzuhal, o kâmet 
          Sensizlik, yollarımda bir değil, bin kıyamet 
          Bu tebessüm rüya mı, bu istifham uğru mu 
          Âh bir çoğaltabilsem yüreğinde ruhumu

aciverenkalpsiz

Nurullah Genç
Reply

aciverenkalpsiz

Bilmezsin ayrılığın ağı kokan dilini 
            Hâtıra bırak bana oyalı mendilini 
            Ege uygarlığı çağrıştıran tarihin 
            Asya’nın bağrı kadar muammalı ve derin 
            Arı sütü damlarken kaygan kirpiklerinden 
            Görünmez bir mürekkep akar iliklerinden 
            Yüreğin, âh yüreğin bir hüzün lâlesi mi 
            Masallar ülkesinde Zengibar kalesi mi 
            Kapısına bir türlü varamadım, a gülüm 
            Hudutlarında bile duramadım, a gülüm 
            İpeğimi elimden aldı pusathâneler 
            Bulamaz kaybedilen nûn’u rasathaneler 
            Hummalı bir kovanda bal yapan arı mısın 
            Hayatımın ansızın kopan damarı mısın 
            Paslandı buzdağları ortasında çeliğim 
            Gözlerinden hatıra kaldı kekemeliğim
            
            
            Kervanında kaybolan bir bezirgân gibiyim 
            Kaktüslerin diline düşen figân gibiyim 
            Her köşede bir meddâh anlatıyor âhımı 
            Bilmiyor, kirpiğinden almışım siyahımı 
            Uğrunda, kralların bahtı solsaydı, gülüm 
            Amerika, yolunda kurban olsaydı, gülüm 
            Bir Kafkas figüründe bulurdum son izini 
            Efeler diyârına çevirirdim yüzünü 
            Eşkıyâ vurgunudur seni benden ayırmak 
            Çalıkuşunu yakan bir rüyayı haykırmak 
            Gölgelere gecenin künhünü hatırlatır 
            Ayrılıklar bazen de gölgeleri ağlatır
            
            
            Sükûnla savaşıyor hislerim kıyasıya 
            Sevdiğini bilirim uykuyu doyasıya 
            Süslenmek istiyorsan, ruhumu boynuna tak 
            Bu firûze özgürlük yalnız senin olacak 
            Bastığın her hücremde otuz sekiz çizgi var 
            Baktığım her duruşun muammalı bir duvar 
            Suskunluğun taş gibi, gülüşün berrak değil 
            Neden vivien kokar baharın, leylâk değil 
            Gözlerin bir zamanlar toprağın sahibiydi 
            Bakışların bir tutam gül yaprağı gibiydi 
            İnsanlar kıvranırken ejderlerin ağında 
            Ceylan gibi yürürdün bir hayal sokağında 
            Yine de, yokluğumun em şüpheli çağıydın 
            Tenhâlarda ağlayan bir okul kaçağıydın 
            Karanlık korkutamaz gülüm seni, vururum 
            Kâtil yüzlü cinlerin karşısında dururum 
            Yeter ki, o nâzenîn kalbin emir buyursun 
            Kâinat yıkılsa da yüreğimde uyursun
Reply

aciverenkalpsiz

Düşünsene bir özentiyle tuttuğun sigaranı yakıyorum
          Hafifçe başını eğiyorsun, bahar bahçe saçların dökülüyor yüzüne
          Avuçlarımda ki ateş tir tir titriyor seni görünce Lara
          Sonra tatlı başını yavaş yavaş kaldırıyorsun
          Sanki yıllardır karşında seni bekler gibiyim, derken işte işte kılıçtan keskin ve zindanlardan derin gözlerin.
          Tarifinden acizim ben bu güzelliğin, bilmiyorum Lara ben kimin şairiyim?
          Dışarıda olup biten her şeyden haberim var aslında, ama ben Lara hayatı kalbimin içinde yaşıyorum, zamansız, mekansız, nefessiz, ama sensiz diyemiyorum Lara diyemiyorum.
          Gözlerimin ve gözlerin görmediği yerdesin sen Lara! İçimdesin içimdesin diyorum sana, beni anla!
          Beklenen güzel haber gibisin, ama sen gelmesen de güzelsin.
          Ah Lara! Bir cenk meydanı kuruluyor içimde seni düşününce
          Senin için kınından çekiliyor kılıçlar, duvarlar yıkılıyor, yeniden çiziliyor hudutlar
          Öyle şanlı, öyle asil ilan ediyorsun ki zaferini
          Hayran hayran sana bakarken görüyorum, esir düşen bir kumandanın gözlerini
          Sonra, baktığım yerde seni göremiyorum, parmak uçlarında nazlı nazlı, berrak bir suyun üzerinde yürürken seyrediyorum seni
          Dur Lara ! Dur!
          Sakın gitme! Sen uzakları göremezsin. Tamam, gideceğin yollar senin
          Ama ayaklarına serilmiş basıp basıp geçtiğin yollar benim! Bilmezsin.
          Artık seni yazmam, vazgeçtim dillere düşürmem demiştim, görüyor musun Lara? Ben yine bana yenildim.
          Ömrümün neresindeyim bilmiyorum
          Neler neler geçti başımdan bir sen geçmiyorsun
          Ah Lara..
          Senden başka güzel bilmem ben, buhtunnasr kabrinden kalksa
          Babil şehrini yeniden kursa, bin bir güzelleri karşıma dikse,
          Değişmem değişmem saçlarının tek bir teline.

aciverenkalpsiz

-Fatih Buhara Benzek/ Lâra
Reply

aciverenkalpsiz

seninle karşılaşıp solduğum andı ölüm
          yüzüne baktığında tutuşup yandı ölüm
          
          çoğaldıkça çoğalan bir sevda ülkesinde
          ellerine dokundun; sana inandı ölüm
          
          o efsunlu, yağmurlu, hercai gözlerinden
          uçan kelebekleri mutluluk sandı ölüm
          
          akkor dudaklarından ağı düştü içime
          yollarında yürürken sanki insandı ölüm
          
          viran eylediğin gün yorgun hayallerini
          ayrılıkla, hüzünle, aşkla sınandı ölüm
          
          bir ömür vuslatını bekledi boynu bükük
          bilmem ki aşk uğrunda neden kınandı ölüm
          
          süründü yıllar yılı karanlık köşelerde
          benim gibi kıvrandı, kahra dayandı ölüm
          
          her akşam tufanında harap oldu güneşim
          gece baygın bir rüya, gündüz hülyandı ölüm
          
          sensizliğin en ağır fermanıydı içimde
          dudaklarımdan sızan bir damla kandı ölüm
          
          ölüm seni sevmektir bir celladın elinde
          bilmem hangi yürekte böyle sultandı ölüm
          
          

aciverenkalpsiz

-Nurullah Genç 
Reply

aciverenkalpsiz

Seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer?
          Çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın:
          Taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler,
          Kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın:
          Işıldar göğün gözü, yakacak kadar sıcak,
          Ve sık sık kararı da yaldız düşer yüzünden;
          Her güzel, güzellikten er geç yoksun kalacak
          Kader ya da varlığın bozulması yüzünden;
          Ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz,
          Güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda;
          Gölgesindesin diye ecel caka satamaz
          Sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda:
          İnsanlar nefes alsın, gözler görsün elverir,
          Yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir.
          
          |William Shakespeare

aciverenkalpsiz

l
          
          ey imtiyazlı güzel, uyan derin uykudan
          hatırla bülbüllerin divane olduğunu
          
          dün sabah seni görüp çarpılmış gökte güneş
          önce anlayamamış ona ne olduğunu
          
          gönderince kalbime ışığını bu gece
          bildim bütün aşkların bahane olduğunu
          
          şimdi ben de garip bir haldeyim, biçareyim
          şaşırdım ayın kime pervane olduğunu
          
          ll
          rüzgarı senin için öpüyor dudaklarım
          bal rengine boyuyor yolları senin için
          
          dehlizlerin dumanlı, küflü karanlığından
          aydınlığa çekiyor kulları senin için
          
          misk-ü amber kokuyor çölün kalbinde zaman
          sim-ü zerle süslüyor kumları senin için
          
          senin için ırmağa karışıyor denizler
          can meyvesi kırıyor dalları senin için
          
          lll
          bülbül yine mey’ustu; vatan virandı gülüm
          uğrunda hayallerim bile yıprandı gülüm
          
          Mecnun dahi Leyla’yı anmaz oldu yürekten
          güzeller güzeliydi; hani sultandı gülüm
          
          yaşamak, sonsuzluğu tattı avuçlarından
          ölüm tomurcuklandı; kabir uyandı gülüm
          
          bir kafdağı kalmıştı varlığından bihaber
          seni görünce, o da tutuşup yandı gülüm

aciverenkalpsiz

|Nurullah Genç.
Reply