adilarak
Link to CommentCode of ConductWattpad Safety Portal
damn girl, i didn't know you were this pathetic
adilarak
i'm not an it girl, more like a hit girl
adilarak
hayatımda olmadığın için mutluyum
adilarak
oreo
adilarak
just know that I'm always parallel on the other side
innocent girl don't touch don't do it
adilarak
god this night taste just like
adilarak
havalar serinlemeye başladı, ki bir sonbahar insanı olarak artık battaniyenin altında kitap okuyabileceğim için oldukça memnunum bu durumdan. fakat konumuz üzerime deri ceketimi alıp sararmış yaprakların üzerinde bir r&b şarkısı ile birlikte yürümek değil (ama muhtemelen ekim gibi bu konuda da yazarım).
bugün dinlediğim bir konuşma "eğer yarın son günün olsaydı ne yapardın?" teması üzerinde durmuştu. erken kalkıp son bir kez güneşin doğuşunu mu izlerdin, yalın ayak çimenlerin üzerinde mi dolaşırdın, ailenle yanında telefon olmadan odaklanarak vakit mi geçirirdin vs. ve birkaç gündür üzerine düşündüğüm şeyler ile birebir örtüştü bu konuşma, istemsizce içimde bi duygusal bir ağırlık oluştu.
bir gün gerçekten son günümüz olacak, ama eğer yarın son günüm olursa ben iyi ki mi diyeceğim, yoksa keşkelerle mi gideceğim öteki dünyaya, bunu düşünmeye başladım. ve biliyor musunuz, uzunca kendimle başbaşa kaldıktan sonra cevabım iyi ki oldu. bu tuhaf bir şey, aslında düşününce içimde bir burukluk olması gerekir, daha şunu yapmam gerekiyordu, hala şu hayalime erişemedim, henüz hayallerimin şehrine gidemedim vs diye. ama ben gerçekten yaşadığım hayata şükrettim, özellikle son yıllarıma. (ki beni uzun süredir tanıyanlar bu yılki değişimimi daha iyi anlayacaktır.)
adilarak
bilmiyorum. düşününce aslında ne kadar çok şey yapmışım şu kısacık hayatta, şükrediyorum bu hayat için. çünkü güneşin ufuktan yükselip günümü aydınlatmasına defalarca şahit olup güzelliğine hayran kalabildim, güneşin batışını gözlerimi ayırmadan izleyip son'ların ne kadar güzel olabileceğini fark edebildim, her ne kadar böceklerden korktuğum için birkaç kez çığlık atsam da yeşilliklerin içinde yürüyüp birbirinden güzel çiçeği dalında görüp koklayabildim, deniz kenarında dalgaların sesi eşliğinde kitabımın sayfalarını çevirebildim, karlı havada iliklerime kadar donup sıcağın; temmuz ayının sıcağında kavrulup soğuğun kıymetini bilebildim, eski kitap kokulu sahaflarda zamanı unutabildim, loş ışıklı kitap kafelerde bi espresso'nun tadını çıkarabildim, okulun soğuk kütüphanesinde kazağımın kollarını çekiştirip ellerimi ısıtmaya çalışırken ders çalışabildim, bazen şaklabanlık yapıp çocukları güldürebildim, kırık kalpleri onarabildim, bazen üzüldüm ama her şeye rağmen gülümseyebildim, kendi çapımda küçük şeyler yazıp birkaç yüreğe dokunabildim, bana iyi gelecek şarkılar ile sessiz bir anın tadını çıkarabildim, gece yarısı yurdun terasında elimde adaçayım ile yıldızları ve şehrin ışıklarını seyredebildim, bir kitap almak için girdiğim kitapçıdan birden çok kitapla çıkıp sonraki hafta yemek niyetine kitap okusam da bundan keyif alabildim.. o kadar çok şey yaşamışım ki kelimelerle buraya sığdıramam. elbette üzüldüğüm, bazen yıkıldığım ve etkisinden uzun süre çıkmadığım şeyler de oldu hayatımda, ama çok şükür aklımda fırtınalar değil açık havalar yer edindi en fazla.
küçük şeyleri büyük düşünmek gibi bir huyum vardır, birkaç yazımı okuduysanız biraz fark etmişsinizdir. işte bu küçük şeylerin keyfini çıkarmanın beni bu hayatından memnun kişiye dönüştürdüğüne inanıyorum. iyi insanların hepsine bu nasip olsun, çünkü tüm iyi insanlar bu dünyadan keşke'lerle değil iyi ki'lerle ayrılmayı hak ediyor.
•
Reply
adilarak
toplumdan saygı bekliyorsanız önce insanlara saygı göstereceksiniz
adilarak
sessiz bir gecede, yıldızların altında, hafif bir esintide, kollarımdaki tüyler soğuktan ürperirken, başımı onun göğsüne yaslayıp kokusunu içime çekmek, belime sardığı, beni kendine çeken kollarını hissetmek, hayat ne kadar üstüme geliyor olsa da, ne kadar üzgün olsam da, onun varlığının getirdiği güven ve huzur ile gözlerimi kapatıp fısıldamak istiyorum.
"seni seviyorum.."
kaicloey
you're the reason i believe in fate