aewlya

https://z-p15.www.instagram.com/aew.owl/ 
          	kitaplarım için açılan resmi hesap takipte kalalım^^^^

aewlya

"Kanıyor anne, dizim kanıyor. Çok acıyor iyileşmez mi?" Dedim yaralarımı sarmasını umarak, öyle olmaz mıydı zaten? Diğer çocuklar canlarının acıdığını, yaralandıklarını söylediklerinde anneleri merhem olurdu. Anne sende bana merhem olacak mısın? 
          
          "Kanasın! Daha çok kanasın! Senin gibi çocukların yarası iyileşmez, iyileşmemeli ki ibret olsun."

aewlya

@busra_ekin_   tesekkürler işim bu sonuçta^^
Reply

aewlya

"Seven sessiz kalmaz, kalamaz, kalmamalı." dedi Gözde tekrardan ve tekrardan bu kız sevgiyi konuşmak mı sanıyordu. "Kalmalı. Seven, sevdasının yanında, sevdiğinin yanında sessiz kalabilmeli ki, işte o zaman sesleri duyabilsinler." dedi Tuğrul, hiç böyle bir hamle beklemiyordum. "Peki neyi duymaları gerekiyor?"  dedim, arkama dönmemiştim ama gözlerini üstümde hissediyordum. "Sevgiyi mi duymaları gerekiyor yoksa nefreti mi?"
          
          "Sessizliği, tıpkı suların derininde ki sessizliği dalgalarla kıyıya vurması gibi." dedi Tuğrul, "Sevdasının yanında susmalı insan, korkmalı onu incitecek bir şey söylemekten." ruhsuz bir ruhtan bu kelimeler nasıl çıkıyordu. "Adam da susuyordu, ama kadını sevmemişti, ona fahişe gözüyle bakmıştı," dedim, "Tek bir kadın iki kişilik olan sevgiyi, aşkı, nasıl olurda bir kalbe sığdırabilir..."dedim onun tavrını aratmayan ukala bir şekilde. "Adam susuyordu, susmak kaçmak değildir yakalanma korkusudur, aşka teslim olmaktır konuşmak, adam bu yüzden sustu aşka boyun eğmemek için." dedi, başımı hala kaldırmamış deftere bir şeyler karalıyordum. "Susarak da teslim olunmaz mı en çok, kim bilir?"
          
          "Ben bilirim." dedi.

aewlya

Küçük bir tekneyle Kız Kulesine doğru ilerledik , içine girdik ve gezmeye başladık, "Burası ve hikayesi çok iç açıcı değil ." dedi Neşe , derin bir nefes alarak . 
          
          "Sevda sen burası için bir hikaye uyduracak olsan ne olur ?" dedi Sarp , cevap bekleyerek. "Bu deniz, kuledeki kızın korkuları ve en büyük aşkı ." dedim . Neşe merakla sordu, "İkisi birden nasıl oluyor , yani mümkün mü ?"
          
          "Evet mümkün , kız denizin derininde kendini bekleyen tehlikelerden korkuyor , denizin kendisinden değil . Ve denize aşık çünkü kendi zihni kadar karanlık , ucu bucağı yok ." dedim. "Kızın babası , ya o ney ?" dedi Neşe . " Kızın babası onu bu kaleye mahkum eden geçmişi , şimdisi ve gelecek olanı " dedim ve derin bir nefes aldım , denizin bilinmez kokusu ciğerlerime doldu . 
          
          "Peki kız neden kıyıya çıkmıyor?" dedi Sarp, "Çünkü yalnızlıktan korkuyor ."
          
          "İyi ama denizin ortasında zaten yalnız değil mi?" dedi Neşe tereddütte kalarak. "Hayır , yalnız değil , onu çok seven , kalbinin merkezine çekmek isteyen denizin hayaliyle yaşıyor." dedim ,"Tek tutunduğu , inandığı şey karanlığın derininde saklı olanlar."
          
          "Kız , derinde saklı olan her neyse , o şeye ulaşabilmiş mi?" dedi Sarp . "Kimse bilmiyor, kız bir süre sonra kuleden ayrılıyor , kimisi derinlere  karanlığın kalbine doğru indiğini söylüyor kimisi ise kızı kendi gözleriyle görmedikleri için öyle birinin var olmadığına inanıyor ." dedim  , elimle saçımı kulağımın arkasına ittirdim , rüzgar tenimi okşuyordu. "Kız derinlere indiyse , saklı olan şeyin ne olduğunu öğrenmiştir demi?" dedi Neşe . 
          
          "Evet öğrenmiş ." dedim kafamla onaylayarak. "Saklı olan şey neymiş peki?" dedi Sarp , "İşte onu gerçek aşkta boğulanlar bilir , eğer bir gün bizlerde aşkı hakkıyla yaşar ve boğulursak öğrenebiliriz." dedim , acı bir tebessümle.
          
          MERAK EDİN BAKALIM, HAYALETLERİM!!!!