ainsley_1_

Bazen yalnız hisseder insan,
          	bazen yorgun, uzak, sessiz...
          	Sakin değil huzursuz ve sensiz.
          	Yanında ama yoksun da 
          	Anlam veremez başta 
          	"Ne oldu simdi birden bire, gayet iyiydim, iyiydik? Nereden çıktı bu fırtına içimde, nereden geldi bu dağlar denizler aramıza? Göremiyorum artık seni, sen neredesin?" der korkuyla...
          	Sonra uyumak ister. Yorulmuştur çünkü yalnızlıktan, korkmaktan, uzaklıktan değil sensizlikten, sessizlikten. O zaman anlar bu yaşadığının neden olduğunu, ne olduğunu anlamaz belki ama neden olduğunu anlar. Uykusu harap olsa da bir rüya gibi uyanıp sanrısından ölümünü hatırlar en ağır ilaçlarla...

ainsley_1_

Bazen yalnız hisseder insan,
          bazen yorgun, uzak, sessiz...
          Sakin değil huzursuz ve sensiz.
          Yanında ama yoksun da 
          Anlam veremez başta 
          "Ne oldu simdi birden bire, gayet iyiydim, iyiydik? Nereden çıktı bu fırtına içimde, nereden geldi bu dağlar denizler aramıza? Göremiyorum artık seni, sen neredesin?" der korkuyla...
          Sonra uyumak ister. Yorulmuştur çünkü yalnızlıktan, korkmaktan, uzaklıktan değil sensizlikten, sessizlikten. O zaman anlar bu yaşadığının neden olduğunu, ne olduğunu anlamaz belki ama neden olduğunu anlar. Uykusu harap olsa da bir rüya gibi uyanıp sanrısından ölümünü hatırlar en ağır ilaçlarla...

ainsley_1_

Hayal kurmak istiyorum. Dolu bir zihinde sakin bir hayal  kurmak istiyorum. Belki de çoktur isteklerim bu Dünya'ya, kim bilir? Hayal kuramaz oldum artık, zihnim acıyor ve ben yalnızca hayattayım. Ne kadardır yaşamıyorum, bilmiyorum. Zaman algım tükenmiş ve ben yalnızca hayattayım. Ömürden geçen her günde ben bir ölüyüm; zihnim ölü, ruhum hasta, bedenim sanki hayatta...

ainsley_1_

Zaman algımı yitirdiğim yerdeyim. Hayatımda büyük depremler oluyor, yangınlar çıkıyor, özlemler doğuyor ve ölümleri arıyorum ama hiç bir şey benimle ilgili değil de uzaktan, bir başkasının hayatını izliyormuşum gibi. Galiba ölmeden ruhun bedenden ayrıldığı kısım bu kısım hayatta ve ben bunu en ağır haliyle hissediyorum: Zihnimde şehirler kurup dünyalar yıkıyorum, ruhlar doğurup canice katlediyorum; ben kazdığım binlerce mezarın içine kendimi gömüyorum. İşin garip tarafı gömülmek için can atan  bir zihinle yaşıyorum, kontrolümü yitiriyorum. Belki de çoktan yitirdim.

Valensima

Merhaba Siyah kül adlı kitabıma bir şans verir misin şimdiden teşekkür ederim bakarsan beni çok mutlu edersin rahatsızlık verdiğim için kusura bakma lütfen teşekkürler
          
          Siyah Kül 
          
          https://www.wattpad.com/story/331935387?utm_source=android&utm_medium=link&utm_content=share_reading&wp_page=library&wp_uname=LadyKaethe&wp_originator=%2BmD8qZzlLjV3IKPbb8tIBXp6l8M1QPN57QnpYI9XdEyiGm198tzGfbyGeQqnwdz9doOIHlOzKJuHGCozN5S2VKN4gW0LN3aQXWx8YK69RP8RHykxV8lj0QcCFXDZsfiy

ainsley_1_

...
          
          Ölüm gibi ve hiç olmadığı kadar yaşam 
          İçinde korku, içinde arzu
          Ve terlele sulanmış mezar taşları
          Bir tutam acı ve bir sonsuzluk huzur
          Unutulmuş bir on yedi yaş 
          Ve belki hatırlanmamış, olmayan bir ilk aşk.
          Son nefes, bırakılan ve bırakılamayan
          Harcanan bir ömür
          Bin tabut da getirseler; bir beden.
          Dökülmüş yaşlar ve
          Bir Dicle, bir Fırat taşmış
          Kasabalar, taşlar, sınırlar
          Tarihe sıkışmış aşklar 
          Ölü gibi ve hiç olmadığı kadar sağ
          Denizde alabora bir gemi 
          Ölüm yine el verdi
          Uykuda bir ruh belki 
          Kalp bekler, yürek kaybetmiş.

ainsley_1_

Yüreğimize taht kurmuş yükler var. Tahtının kurulduğundan, yüreğimizi istila ettiğinden haberimiz olmayan yükler var. Vicdanımıza, aklmıza ve ruhumuza kambur olan yükler... Konuşsak taacı düşecek ve bizim kamburumuz düzelecek, dik yürümeyi öğreneceğiz.
          Dilimizi koparmadılar, ama sesimize de kulak vermediler. Şimdi yalnızca son nefesimizi veriyoruz, uzun solukta yorulmuş olarak...

ainsley_1_

Kokun yayılmış evimin bahçesine,
          Ağacımdaki yaprak bakmış gözlerine...
          Dalındaki gül kıskanmış, seni,
          Bülbül seni aşk ile görünce.
          Ama sen yine gitmişsin hissettirmeden!
          
          Oysa kokunu soludum nefes niyetine,
          Zihnimde belirmiş gözlerinle bakıştık bir süre...
          Gülüme düşen gölgene sığındım sen yokken
          Bülbülü kıskandım seni görmüş diye!
          Ama ben yine beklemişim sana hissettirmeden!
          
          Koltuğuma düşmüş birkaç saç telin,
          Bileğime sarmayı ne kadar isterdim!
          İncinmiş ruhum bekliyor yine 
          Fakat bilmesi gerekmez miydi dönüşsüz olduğunu?
          Gidişlerinin, dönüşsüz olduğunu öğrettin,
                        Yine hissettirmeden...