Bence Küçük Prens'te olan büyüme korkusu ve yetişkinlere dönüşmeme isteğini aslında hepimiz hissetmeliyiz.
Çünkü kişinin en masumiyet ve hayallerle dolu olduğu, kendi olduğu an; çocukluğudur.
Ne zaman büyümeye başlarsak, işte o zaman bütün kötü duyguların bizi çevrelediğini ve hayal dünyamızın bu kötülükler ardında yavaş yavaş çürüyüp gittiğini görürüz.
Durdurmak istese de sürü psikolojisine uymaya ve kötüye yönelmeye yatkın olan insanoğlu, bir yerden sonra bunu umursamamaya başlar.
Ve işte o zaman, korktuğumuz yetişkinlere dönüşmüşüz demektir.
Buradaki yetişkin kelimesinin anlamı aslında bir imge olarak görülmeli. Yetişkin derken kastedilen şey; kaybedilen masumiyet, kıskançlık-bencillik gibi duyguların çoğalması, vicdan ve merhameti kaybediş, hayaller kurmayı bırakıp monoton yaşamlara ve sürü psikolojisine uyma içgüdüsü, umursamaz ve duyarsız bireylere dönüşmek, insanlara kendini yamama çabasıyla birlikte benliğini değiştirmeye olan uğraşı gibi bir sürü şeydir.
Yetişkin olduğunda bir çocuk kadar masum olamazsın artık. Çünkü bir çocuğun kıskançlığı bile içinde kötü niyet barındırmazken yetişkinlere masum diyebilmek, büyük yürek ister.
Bugün de çok sevdiğim Küçük Prens hakkında konuşmak istedim. Bu kitap üstüne konuşulabilecek oldukça fazla şey var, oldukça değerli ve okudukça derinliği artan bir kitap. Birkaç paragrafla bitirilebilecek kadar yüzeysel olduğunu düşünmüyorum.
05.10.2025