sabahlari simit aldigim biyikli simitci var ya hani, tam simit alirken, "muazzez de sever simidi, en guzelini ona ayiriyorum, sana bunu vereyim." desin mesela. o da sana asik olsun, o da sevsin seni. yeter ki senden bahsetsin bana. oturup dizinin dibine, senin simidi nasil sevdigini dinleyeyim ondan. yere dokulen susamlari tek tek toplayan kuslar gibi, simitcinin agzindan cikan kelimeleri toplayayim muazzez. maksat, birileri acimi senin adinla beslesin.
otobuse binince "kalk oradan, orasi muazzez’in yeri, simdi gelecek." desin sofor. kendimi tutamaga asip bekleyeyim gelmeni. otobuste herkes seni beklesin hatta. adini sayiklaya sayiklaya arkaya dogru ilerleyelim. son duraga kadar geleceksin umuduyla inmeyelim muazzez, maksat, sensiz gecmeyen zamani boluselim.
isyerinde patronun gonlundeki sen ol istersen. her gun isten kovsun beni, her gun yeniden basvurayim elimde tek kelimelik bir ozgecmisle. butun bir omrumu, bildigim tum gecmisimi tek kelimeye indireyim. "muazzez" yazayim ozgecmisime, times new roman, bold, italik. gorur gormez ise alsin beni, sonra yeniden kovulayim, sonra yeniden ve yeniden... sensiz hicbir ise yaramiyorum muazzez, tiksindim kendimden.