@ alarossa_ Yakamı çekiştiren elim duraksadı o an, ama verdiğim tek tepki buydu. O gün hastanede Hançer timinin neredeyse hepsini görmüştüm, hiçbiri keyfinden orada değildi. Güneş batana ve tekrar doğana kadar silah arkadaşlarının başındaydı her biri. Sadece ciddi bir yaralanma değil, eline kıymık batsa yine orada olacaklardı. Ben ameliyathaneden çıktığımda bile kimse yoktu yanımda, timim neredeydi? Cenazem mi çıkmalıydı o hastaneden başımda olmaları için. İlk günden beri hiçbir beklenti içine girmemiştim onlara karşı, beş sene önce bütün bunlar yaşandığında da canciğer değildik ama olanlardan sonra eskisi gibi bile olamayacağımızı biliyordum. Ama Selçuk yüzbaşı, benim sargı bezini hiç kaldırıp bakma cesaretine girmediğim bir kesiğe kolonya tutmuştu tek sözüyle.
“Halil vardı.” Dedim tereddüt etmeden. Halil hep vardı. Belki de sadece Selçuk yüzbaşına sandığı kadar yalnız olmadığıma ikna etmek için ilk önce kendimi inandırmalıydım bunu.
“Halil bütün gece tedavi gördü.” Selçuk yüzbaşı. “Yanına geldiğinde güneş çoktan doğmuştu.”
Omuz silktim histerik bir şekilde, bunun hiçbir şey değiştirmeyeceğini göstermek ister gibi.
“Birkaç saatte başıma bir şey gelmeyeceğini ikimiz de biliyoruz, güvenlik önlemleri hat safhadayken üstelik…”
“Güvenliğin değildi beklememin sebebi.”
“Neydi?”
“Yaşanan onca şeyden sonra arkamı dönüp gitse miydim yani?” dedi sonunda bıkkınlıkla. “Hiçbir şey olmamış gibi?”