12 kilometreyi yürüyerek gelip de faşist devletin elinden yiyecek aldıktan sonra arkasını döndüğü an vurulan Amir, gerekli ilaçlar tedarik edilmediğinden vücudunda yaralar çıkan en fazla on beş yaşındaki çocuklar, yardım sıralarında bombalanan ve açlıktan karnına taş bağlamış onca insan, yakın zamanda basın mensubu Enes es-Şerif ve onlarca gazeteci dava arkadaşı, yanarak öldürülen binlercesi, her gün katledilen yüzün üzerindeki can, binlerce yetim, binlerce kimsesiz. Bunların hepsi bir ırka karşılık değil, bir insanlığa karşı yürütülen soykırımlar. Sadece öyle pazarlanıyor, mevzu Filistinliler’miş gibi, çünkü insanlar ancak böyle bir ideolojiyle o vahşeti masum bir zemine çekebiliyor.
Maddi bir yardım yapmak mümkün olmayabilir, bunu tercih etmeyecek kişiler de olabilir, kaldı ki işgalci devlet sınır kapılarının üzerindeki ambargosunu kaldırmadığı müddetçe insanlar sınırlı ulaşabildikleri unlar haricinde erzağa kavuşamayacaklar. Fakat dünyaya duyurulmaya çalışılan bu katliamın seyircisi değil de dinleyicisi olmak mümkün. Sosyal medya desteği sağlayarak.
Aynı görüşler, farklı görüşler. Bunların hepsi dünyanın gerçeği. Ancak benzer bir noktadaysak aşağıda Twitter hesabını bırakacağım basın mensuplarının hesabını takip edebilirsiniz. Burjuvaların yarattığı dünyada bundan ötesini yapmak ihtimal dahilinde değil. Şimdilik. Kentsoylular teslim olmadan, mümkün değil.
Sizi seviyorum, beni tanıyorsunuz. Ben de sizi. Paralellerimizin yaklaşık olduğunu biliyorum.
İnsanca var olmak mümkün. “Yaşamak umurumdadır.”