evlerine ne zaman gitsem, masada bir vazo, vazonun yanında bir kaç klasiklerden kitap olurdu. vazonun içindeki çiçeklerin suyu tertemiz, çiçekler ise hep canlı. eve girdiğinde renkleri görüyorsun. diyorsun böyle içinden, demek yaşamak varmış.. cevdet abi önceden çok sigara içermiş. ciğerlerinden rahatsız hatta bü yüzden. sonra süheyla ablayla tanışmış. onu gördükten sonra eli bir daha sigaraya gitmemiş. süheyla abla onun önceden sigara içtiğini bilmiyormuş, anlamamış da zaten. yani sen anla nasıl etkilenmiş cevdet abi. sonradan cevdet abi deyince bir daha olmaz konuşmaları olmuş. konuşmak demişken.. onların konuşmalarında bir kez olsun sesin yükselmesini bırak, herhangi bir sertlik bile bulamazsın. o kadar yumuşak konuşuyorlar ki, seni alıp götürüyor böyle.
okuldan geldiğimde şüheyla ablayı balkonda çiçeklerini sularken ya da kitap okurken bulurdum. bana mutlaka yaptığı herhangi bir şeyden verirdi... cevdet abi gelince onu balkondan görür görmez kapıya koşar, onu beklerdi...