sinecek...
Umarım bu seride, kalbinizi ısıtan, kendinizden bir tat, bir iz, bir duyu yakalarsınız.
Bu seride, Nevşehir’in bağlarında geçen emek dolu bir aile işinin içine; karışık duygular, beklenmedik karşılaşmalar, kıskançlık nöbetleri, rekabet fırtınaları ve kalbi gıdıklayan aşk anları serpiştirdim.
İlk kitapta Gencer ve Mercan’la tanışacaksınız; biri toprağın sabırlı kızı… Diğeri sanatın dağınık oğlu… Bir gece… Yanlış bir zaman… Yarım bir dokunuş… Ve bir yıl boyunca peşlerini bırakmayan bir iz.
Toprakla büyüyen bir kadının yeniden doğuşu ve maskelerinin ardında saklanmış bir adamın kalbini açmaya cesaret edişi…
Bu hikâyede aile bağları var, tutku var, rekabet var, dönüşüm var. Ve her sayfada başka bir aroma saklı.
(Gencer kardeşler arasında 3 numara)
Bir davet gecesi, iki yanlış karar, üç kadeh fazla içilmiş şarap… Ve “keşke unutabilseydim” ile “iyi ki karşına çıktım” arasında gidip gelen bir çekim.
Bağ kokulu sabahlardan Avrupa’nın şarap salonlarına uzanan bu hikâye; hem eğlendirecek, hem içinizi ısıtacak, hem de “aşk bazen bağ budamak gibidir; acıtır ama güzelleştirir” dedirtecek.
Hazırsanız, seri ilk hikâyesiyle kapılarını aralıyor.
Üzümün sabrı, toprağın bilgeliği ve aşkın dönüştürücü gücü bu serinin her satırına siniyor.
Dört erkek kardeş… Dört farklı yara… Dört farklı aşk…
Her biri şarapla, emekle, toprakla yoğrulmuş bir hayatın içinde, kendi payına düşen acıyla ve tutkuya teslim oluşla yüzleşiyor.
Bir kadının küllerinden doğuşunu, bir adamın kalbini cesurca açmaya çalışmasını ve ikisini birbirine çeken o tanıdık, yakıcı çekimi.
Bağlar budandı, hasat başlıyor.
#BağBozumu #YeniKitap #AşkınTadı