ağır depresyonlardan geliyorum sana. yüzüm tıpkı bulanık cinayetler gibi. içimse savaşta büyük başarılar elde etmesine rağmen tarih kitaplarına adı yazılmayı unutan şövalye kadar buruk. doktorlara kalırsa bir süre daha yaşayacağım iddia ediliyor. bana kalırsa yaşamanın sancısını hiçbir antibiyotik geçirmiyor.
yaşamasına yaşarım da, şu üç günlük dünyada ömrün ömrüm olmadı ya, oturur sıcak bira içer, saatlerce buna ağlarım.
ağır depresyonlardan geliyorum sana. zift gibi körelmiş ruhum anca sekerek yürüyebiliyor artık. adımlarımı ne kadar hızlı atarsam atayım, ahlarımı geçmiyor. dur unutkanım ben, söylemem lazım hemen. adın adımla beraber söylendiğinde harfler ve kelimeler bir fransız müziği eşliğinde dans ediyorlar sanki. onsanlara kalırsa sana aşıkmışım, bana kalırsa ecelimle ölmeyi reddetmişim.
ağır depresyonlardan geliyorum sevgilim sana. hem de çok ağır. Sürekli sorular soruyorum kendime allaha anneme.
avuçlarında kaybolmam bir çeşit hava olayı mı sadece? sensizken kendimi toplayamamam, sensizken içimdeki kötülükleri çıkartamamam ve sensizken acıları suratına çarpamamam kimsenin.
bunlar yetersizliğini mi gösteriyor yoksa matematiğin? bakma kafası güzel cümlelerime. dedim ya, ağır depresyonlardan geliyorum senin ayaklarına. düğüm atmayı beceremediğim için intihar edemeyen ben, boğazımdaki düğümler çözülsün diye seviyorum seni.