''Çok geç kaldım.'' Sonic Melek Adasının yandığını görürken içini büyük bir korku kaplamıştı. Bir saniye daha kaybetmeden arkadaşlarını aramaya koyuldu. ''Tails! Amy! Beni duyuyor musunuz?!'' Korkuyordu, onları kaybetmekten delicesine korkuyordu.
''Ah Sonic, partinin en güzel yerinde geldin.'' Doktorun sesini görmezden geldi. Arkadaşları önceliğiydi, o aptalla sonra ilgilenebilirdi. ''Tails! Hadi dostum cevap ver bana!'' Yangın ve tozlar görüşünü kısıtlıyordu, etrafa ne kadar bakarsa baksın hareket eden bir beden göremiyordu, ya da bir ses. Tamamen yanan otların sesi.
''Hayır hayır hayır. Geç kalmış olamam, sizi kaybetmiş olamam.'' Ana zümrüdün olduğu tarafa doğru koştu bu kez, belki de uzak olduğu için onu duymadıklarını düşündü. Onları kaybettiğine inanmak istemiyordu.
Zümrüdü gördüğünde işaret vermek istiyor gibi parıldadığını fark etti. Soluğu onun yanında almıştı ki, gördüğü bedenlerle kaskatı kesildi.
Yerde baygın bir şekilde yatan arkadaşları.
''T-Tails?'' Korkuyla seslendi kardeşi olan tilkiye. ''Dostum, geldim. Uyan, uyanmalısın. Kendine gel Tails!'' Dizleri üzerine çökerken kardeşinin bedenini kendine çekerek sarstı. ''Hadi Tails! Gidemezsin tamam mı! Hiçbiriniz gidemezsiniz!'' Bu kez kırmızı bedeni sarstı. ''Aptal Knucs! Zümrüdü koruman gerek unuttun mu, kalksana!''
Öksürmeye başladığında nefes alamadığının farkında bile değildi. Tilkinin bedenini bırakmadan arka tarafındaki kıza döndü. ''Ames, hadi. Bari sen kalk, beni öylece bırakamazsın, bırakmazsın...'' Gözyaşları ondan izinsiz akarken çaresizliği ilk kez iliklerine kadar hissediyordu Sonic. Ne yapacağını bilmiyordu, ne yapması gerektiği hakkında hiçbir fikri yoktu.
''Amy... Tails... Knuckles, beni terk edemezsiniz. Bu şekilde değil...'' Hıçkırıkları arasında onların bedenlerine sarıldı. Belki bir sıcaklık hissederdi, yaşıyor olduklarına dair bir işarete ihtiyacı vardı. En ufacık şeye bir razıydı.
Umduğuna ulaşamadı, hepsi buz gibiydi. Ateşler içindeki ada yanıyorken onlar buz tutmuştu.