bu olanlar olmamış gibi yaşayabilseydim yine de seni hayatımda ister miydim bilemiyorum istanbulun ücra sokakları, o okul, koridorlar, çıkarken kalbimin hızlandığı ve korktuğum üst sınıfın, yanımdayken ki büyüklüğün tek kaldığında ki acizliğinin küçük bir bedene dönüşü, omuzumda akıttın yaşların ve beni itişin. bunları unutsaydım eğer kendimi de unuturdum çocukluğumu, aşkımı, ruhumu ve öfkemi asla unutmayacağım bana attığın o tokatı küçük bedenimin adice yeri boylamasını ve ellerinin uzunluğunu, ve yine asla unutmayacağım ki o uzun ellerinin bedenimde gezişini beni yine şevke getirişini. şimdi anlıyor musun beni tenime işlemişken sen ben seni nasıl unuturum? kendimi nasıl unuturum. seni inkâr edersem kendim de kaybolur muyum hayattan? peki ya seni kendimden koparırsam etimden kemiğim ayrılır mı? kan kırmızısı ağzın yine beni öpmek için küçüklüğümü çeker mi pis kokan köşelere? veyahutta gözlerime gülerken canımı acıtır mısın yine tatlı tatlı? ben bunları sende yine bulamayabilirim ama sen bende ki seni hâlâ bulabilirsin. bu bir kopuş veya dikiş değil bu bitiş duygusuzluğun geldiği son nokta, artık sana inanan o küçük çocuk değil büyümüş ve yaralarını saran genç biri var, bu sözleri sana da kusmak isterdim çünkü artık içimde çiğlikten tezat solukluk bile kalmadı öylece kenarda durabilirsin, o çok sevdiğin adamlar seni kandırabilir, ellerini koparabilir, ve seni acizliğinle ağlatabilir, kalbin küçülür, artık sende küçüksün kadın.