atlasbakunin

ben sana dokunmadan da tenine işleyebilirim, beni göremesen de hissedebilirsin kendinde, 
          	fazlasıyla yakınım sana nefesimi alabiliyor musun oradan? haşere gibi akın ediyorum vücuduna, korkunun tadını alabiliyorum bazenleri ve cevapsız sorularım senin sesini kısabilecek kadar güçlüyken, sen benden kaçamayacaksın yine. 

atlasbakunin

ben sana dokunmadan da tenine işleyebilirim, beni göremesen de hissedebilirsin kendinde, 
          fazlasıyla yakınım sana nefesimi alabiliyor musun oradan? haşere gibi akın ediyorum vücuduna, korkunun tadını alabiliyorum bazenleri ve cevapsız sorularım senin sesini kısabilecek kadar güçlüyken, sen benden kaçamayacaksın yine. 

atlasbakunin

bu ruhta ne işin gelip durursun aklıma? söylesene kaldı mı bende daha sana verecek meyve? güneşimi de aldın benden suyumu da bari toprağımdan ayırma köklerimi en azından baktıkça hatırlarsın sana verdiğim çiğ tanelerini. 

atlasbakunin

içime bir boşluk düştü o gün bir daha kendimi hissedemedim senin beni hissettiğin gibi, boş bir insan oldum artık ben ne aklım kaldı ne duygum hepsi kendini arar vaziyette bu denli kopmamın nedeni seni kendi ruhuma hapsetmem idi ama gitmen için ipleri gevşetmiştim, etim kemiğim kendimden ayrılırken ben seninle birleşmek istemiştim. 

atlasbakunin

nedir bu telaşeniz niçin hızlı yürüyorsunuz zaten ölmeyecek misiniz? boynunuzda ki ipleri görmez misiniz niçin böyle durursunuz? nerede o şanınız adınız hiç birini hatırlamaz mısınız? sizde toprağın altındasınız yarın bizler de olacağız. 

atlasbakunin

uzanmış boylu boyunca derilerimi kesmeni izliyorum boynuma bir ip asıyorsun bense sadece bende bırakacağın izleri düşünüyorum, çünkü fazlasıyla muhtacım sana yere akan kan damlaları bile senin için süzülüyor burada sen ise beni öldürmenin keyfini yaşıyor ve çehreme öpücükler konduruyorsun, mutlusun bu beni ilk öldürüşün değil ama ilk defa tenime dokunuşun.