@qingsveil aşkın büyüğünü küçüğünü genç yaşta yaşadım herkeste bir parça bıraktım ve daha sonra aldığım yaraları bir parçam haline getirdim. Burada bahsettiğim kişinin uhrevi derecede sevildiği belli. bir aşk kadar yoğun değil, zamanla harmanlanmış, bağlanılmış, güvenilmiş, kalbin en sağlam noktasına konulmuş. Ancak yaşantılar, insanlar, kader ve hisler bu kişi hayatımda olsa bile bir daha asla ikimizi o anın güzel sıcak ve sevgi dolu ana götürmeyecek. dört yıldır kırgın ve yılgınım, ancak belki büyüdüğümden ve belki de affedişin yeni bir başlangıç olacağını düşündüğümden olgunluk gösterdim. Ve fark ettim ki affediş zamana yayılsa da, bu kişi binlerce defa özür de dilese, o anda olamayacağız. şimdi zamanla, ruhların ipleri aramızdan lime lime ayrıldı, en sağlam taraf sarsıldı. Ve insan olgunlaştıkça, yaralarını sarmak yerine kabule erince, kalan iplere kırgın bir tebessümle bakacak kadar bağışlayıcı oluyor. Hiçbir zaman biz olmayacağız çünkü biz saf sevgiydi, çocuksu, unutkan, bağlı; ve şimdi birer taneyiz. Ben bizim gibi insanların genelde ailede sevgiye muhtaç ve tutunmak için bir yer arayan insanlar olduğunu düşünüyorum, bu yüzden yürünen yol uzun ya da kısa fark etmez, anılar iyi ya da kötü fark etmez, her şekilde ve her nasılsa acı verici oluyor. Düşüncelerini benimle paylaştığın için teşekkür ederim