Yerin ve göğün bize sunduğu bunca nimetler arasında her birimize düşen meşakat payı yüzünden yorgunluğumuzu dindirebileceğimiz kimsemizin olmayışı bazen öyle acı anlarda vuruyor ki yüzüme. Sineye çektiğimiz her ağırlığımızdan sorumluyuz oysaki. Ruhu acıyan her insandan sorumluyuz. Senin bir nasılsınına muhtaç yüreklerden sorumluyuz. Görmek zorundayız acılarını. Görmek zorundayız yorgunluklarını. İnsan olduğumuz için biraz, biraz da bizim bizden başka kimsemizin olmayışı yüzünden. Tutunmak zorundayız işte birbirimize. O halde niye ısrarla kanatıyoruz başkalarının acılarını, sırf kibrimiz yüzünden, ne diye kör kalıyoruz tenhada kalmış, yaşama sevincini kaybetmiş ruhlara... Ne diye tuz oluyoruz yaralarına... Bu ne büyük nefret ki nasıl bu denli kör ediyor bizi.. Bilmem, nasıl ödeyeceğiz yüzümüze gör beni diye bakan ipin kıyısında kalmış gözlerin hakkını. Yalnızca acımak hafifletebilir mi vicdanı?