bibakbana

bu hasret ölüm kokuyor, inan artık dermanım yok. 

bibakbana

göğsümde paslı bir neşter, bu yaram çok kanıyor. 
Reply

bibakbana

çok tanıdık bir acıyla bakıştık. senin de evin başına çöktü ama ben o evin altında kaldım tekrar çıktım. kaldım, tekrar çıktım. tekrar, tekrar ve tekrar. sen bir kez yaşadığında o evin altından çıkamadın, çıkmadın. bazı acılar rafa kaldırılır. derinlerde bir yerlerde sızlayan yarayı ezberledin. yarayı hissetmemek için kaşımayı da öğreniyorsun. ve bazı yaralar duvara asılır. ben bu acıyı evimde ağırladığım zamanlardaki gibi seni de ağırladım. aynı yerden, aynı sarsıntıyla. yaşamayı başarmak tam da bu noktada başlıyor, kabullenip kaldığın yerden devam ederek. senin hikayende ben de yürüdüm, tuğlalarını at.

bibakbana

ismail abi, asuman bir zamanlar günlüğüne şöyle bir şey yazmış; ‘ama ben veda edeceğim yere günler önceden hüzünle bakmaya başlıyorum. sen benden bunu bile esirgedin. bilseydim bir veda olacağını, evimize hüzünle bakardım. ama öyle keskin bir vedayla bıraktın ki bizi, ben bunu bile yapamadım.’ sonra eklemiş asuman, ‘keşke en azından günler önce bilseydim kovulacağımı. birkaç tane dudağının değdiği sigara küllerini sıkıştırırdım cebime ya da en azından hüzünle bakıp son bir kez dolaşırdım evin içinde.’ ismail abi, bakma öyle sende biliyorsun asuman biraz salaktı, biraz patavatsız biraz da aşık. ondandır ki her cümlesinde bir sitem, bir beddua saklıydı. ismail abi, asuman için ölmüş diyorlar. günlüklerini yakamamış ama kendisini yakmış diyorlar. bu kadar kolay mı deme abi, yakmak dediğin nedir ki. bir çakmak, bir kibrit. bakma abi öyle, haklısın. asumana ne çakmak ne kibrit, bir çift ela göz yetmiş diyorlar.

bibakbana

özür dilerim, ben yeniden tutamadım kendimi. yeniden nefret edemedim edemedim senden, yine bitiremedim seni. ne kadar desem de, silemedim içimdeki sevgini. öyle çok özlüyorum ki seni, hayır senin yerinde olsam daha fazla kıyamazdım bana. fakat nasılda mutlusundur şuan. ahım kaldı sanıyorum fakat yok heralde, çok iyisin diye duydum. öyle dediler işte, eh birazda üzüldüm ama merak etme bende iyiyim, iyi olmaya çalışıyorum. senden sonra ne kadar iyi olabilirsem zor oldu ama yinede mutluyum, hemde o kadar mutluyum ki, seninle olduğum zamandan daha az acı çekmeye başladım. nasıl diyebilirim, alıştım sanki biraz. hayli zaman geçti, böyle olması gerekli, böyle oldu. ama bazen aklıma geliyorsun ve işte o zaman her şey yine eskiye dönüyor, bi an o kadar kötü hissediyorum ki; ama merak etme biraz sonra geçiyor. bana sorarsan bu noktaya aklımın ucundan geçmezdi, ama olsun alışıyorum ben. sonra neyin ne olduğunuda öğrendim. saf değilim artık, kimseye inanmıyorum güvenmiyorumda. sevmek desen zati katiyen olmayacak bişey. ben bunları neden anlatıyorum ki bak yeniden geldin aklıma, hiç yoktun fakat var olman asıl zor olan. zor, çok zor fakat olsun. dedim ya alıştım ben uzatmak istemem, mutlusun diye duydum ya zati, bende mutluyum çok.

bibakbana

son mektubum bu sana son kez göz yaşı dökeceğim senin için son kez o kalemi elime alacağım son kez senin için yazacağım.
          insanlar yüzüme bakarken saklamayacağım o şişik gözlerimi, sabahlara kadar senin uğruna ağlamayacağım, aynanın karşısına geçipte gözyaşlarımı silmeyeceğim. kendime dayan artık her şey geçecek diyeceğim artık ayağa kalkıp sağlam basmam gerektiğini, özüme dönmem gerektiğini hatırlatacağım.

bibakbana

kim olduğuna bakmaksızın tek hatasında silmeye başladım bu davranış içimde bi süre boşluk hissi yaratsa da sonradan bana iyi geldiğini anladım ve iyi bir karar olduğuna bir kez daha kanaat getirdim. bundan sonra kimse için fazla çaba sarfetmek için uğraşmayacağım, kimse için kalbimi yormayacağım ben artık kalbim olduğunu hissettiren güzelliklerin peşinden gideceğim.
Reply

bibakbana

ben bu yollarıda yürüdüm sokağında kalmışlığının izide geçti. yeni bir sayfa açtım kendime yeni insanlar tanıdım, seni hatırlatan her şeyden uzaklaştım hiç bir hatıran eskisi kadar acıtmıyor canımı, acıtmasına izin vermiyorum hatta biliyor musun kimseyi eskisi gibi hayatımda tutmak gibi kaygımda kalmadı.
Reply

bibakbana

şöyle arkamı dönüp baktığımda neleri atlatmışım diyorum kendime, sen nelerin üstesinden geldin bunun mu üstesinden gelemeyeceksin diyorum. yavaş yavaş bitirdim seni içimde sesin artık bir yabancı gibi yüzün aklımdan siliniyor zaten. her şey yavaş yavaş bitti içimde bitiremem silemem dediğim ne varsa silip geçtim inan bana izini bile bırakmadım kazıdım sen olan her yeri teker teker. içimde sana karşı sevginin zerresi kalmadı zaten nefret dahi etmiyorum senden ona bile layık olmadığını anladım.
Reply

bibakbana

bazı geceler onu daha fazla özlüyorum müzeyyen. ben onu hep çok özlüyorum ama bazı geceler öyle çok oluyor ki bu, hasret ete kemiğe bürünüp boğazımı sıkıyor. bak bu gece o gecelerden biri işte, müzeyyen. ben yine boğuluyorum. müzeyyen! lanet olsun ki onu çok özlüyorum. insan gelmesini asla istemediği birini özler mi? ben özlüyorum.

bibakbana

müzeyyen, al şuradaki silahı sık kafama. ben özlemeyi durduramıyorum.
Reply

bibakbana

biz o kadınlardan değiliz füsun. bizim ellerimiz yaralıdır, kanlıdır tutulmaz. gözlerimiz yağmurludur hep, kolay kolay bakılmaz. saçlarımız.. saçlarımız füsun kısacıktır o kadar kısadır ki füsun okşanmaz. bizim adımız şiirlerde geçmez, çiçeklere konulmaz, bizim adımızı kimse bilmez füsun. en sevdiğimiz türküyü, şairi, rengi, çiçeği ve daha fazlasını bilmezler füsun. neden biliyor musun füsun, çünkü bizim sırtımızdaki kambur, ellerimizdeki kanlar, gözlerimizdeki yaşlar bizi soyutlaştırır. herkes kaldırımda yürürken biz yolun ortasında yürürüz, herkes yağmurdan kaçarken biz geçer bi’ köşeye otururuz. bizim sesimiz de pek duyulmaz füsun, ne çığlıklar attık ne ağıtlar yaktık o balkonda kimleydik füsun? yalnızdık. sisli bi’ geceden, göz yaşlarına boğuldum banktan sesleniyorum. biz o kadınlardan değiliz füsun’um.

bibakbana

yıllar geçecek ismail abi, ben hep onda kalacağım ama o hiç bana gelmeyecek. gelir deme abi. tanırım ben onu, bir daha uğramaz bile sokağıma. gelmeyecek abi. bu gerçek bana doğum günümde iki paket sigara yaktırdı. gelmeyecek abi. bu gerçek beni iki yıl önce sokak ortasında ağlattı. abi gelmeyecek diyorum bakma bana öyle. sen öyle bakınca belki diyorum hani. o belki’ler beni on yedimde on yedi yerimden vurdu ismail abi. bakma bana öyle abi. bakma.