2014'ten de eskidir buradayım, her bir cihazımda var olup da asla silmediğim tek uygulamam bile olabilir. Unutup aylarca girmediğim de oldu, 24 saat çıkmadığım da. Burası tıpkı günlüğüm gibi, bi kaçış noktam, güvenli sığınağım. Boş ama dolu, birileri var ama yok. Tamamlanmayı bekleyen hikâyelerim, yarım kalmış taslaklarım, bir gün okurum diye ekleyip asla okumadığım kitaplar, dönüp dönüp okumaya doyamadığım başka kitaplar. Ne çok insan ne çok zaman geçti buralardan. Eskilerden kimse kalmadı desem yeridir belki de ama gelen yeniler de hiç yabancılaştırmadı beni. Belki artık damak tadıma uygun şeyler bulamıyor olabilirim ama bu buranın değerini asla değiştirmeyecek.
Yoruldum, büyüdüm, yuvarlandım bazen uyuyakaldım bazen saatlerce boşluğu izledim, ağladım, kahkahalarla güldüm hatta bazen ağlayarak güldüm. Kalp kırıklıkları yaşadım, umutlar yeşerttim ama galiba en çok da yoruldum.
Büyüdüm, büyümek istemedim her şey olduğu gibi kalsın istedim. Olmadı.
Elim ayağıma dolaştı çoğu zaman, boşlukta ve yalnız hissettim ama kimseyi de istemedim. Bazen yaşamak o kadar boş geldi ki ölmek, intihar etmek düşüncesi bile çok yersiz geldi. Sadece yok olmak istedim, sanki hiç var olmamış gibi, rüzgarda savrulan bir toz tanesi gibi.
Yarın neler olacak bilmiyorum. Bizi ne bekliyor bilmiyorum. O kadar uzun zamandır karanlıktaymışız gibi hisseddiyorum ki sanki o ışık asla bize ulaşamayacakmış gibi.
Umarım artık, bir düzlüğe çıkarız hem ülkecek hem kendi hayatım içinde.
Çünkü bu bilinmezlik beni artık son demime kadar tüketti. Artık biraz nefes almaya ihtiyacım, ihtiyacımız var.
İyi geceler, daha güzel günlere uyanmak dileği ile.