Gece, sessizliğini şehrin üzerine bırakırken,
Ben yine sana dair düşüncelerin içinde kayboldum.
Pencereme vuran ay ışığı bile senin kadar güzel değildi,
Çünkü hiçbir ışık, gözlerindeki huzuru taşıyamıyordu.
Sen, kalbime yazılmış en uzun şiirdin.
Her mısran ayrı bir özlem,
Her kelimen ayrı bir yara gibiydi.
Okudukça derinleşen, sustukça büyüyen bir şiir...
Bazen seni düşünmek,
Denize atılmış bir mektubun cevabını beklemek gibiydi.
Bilirdim gelmeyeceğini,
Ama yine de umut etmekten vazgeçemezdim.
Ne zaman adını içimden geçirsem,
Bir şeyler eksilirdi benden.
Sanki kalbim, sana doğru yürüyen yorgun bir yolcu,
Ben ise onu durduramayan çaresiz bir bekçi olurdum.
Eğer aşk bir yangınsa,
Ben en çok küllerini sevdim.
Çünkü sen gittikten sonra bile,
İçimde kalan her şey biraz senden ibaretti.
Şimdi geceler uzun, yıldızlar uzak,
Ve sen benden çok uzaktasın belki.
Ama bil ki bazı insanlar unutulmaz;
Çünkü onlar kalpten değil, ruhtan sevilir.