Deniz, ufukta güneşin son ışıklarını altın bir ağ gibi toplarken, dalgalar artık daha ağır vuruyor sahile, sanki o kızıl bulutların vedasını ağıtlıyor gibi. Senin ellerin, işte o anda, suya değdiğinde bir nilüferin sabah duasına dönüşüyor. Rüzgâr, saçlarının arasında kaybolan bir çocuk kadar yorgun ama bir o kadar da mutlu. Martılar, bizim sessizliğimizden bir şarkı besteliyor gökyüzüne; her kanat çırpış, bir nota düşüyor maviye.
Yalnızlığa alışmış kaldırımlar, şimdi iki gölgenin yan yana düştüğünü görünce şaşkın. Taşların arasında biten yabani otlar bile, daha yeşil bakıyor bize. Ellerim ceplerimde, ellerin cebimde arkamdan diyecekler ki o yanlızca şiir yazmayı ve cennet çiçeğini severdi