benim en büyük hatam dertlerimle ve problemlerimle onu sıkmamam. böylece benim değerimi asla göremiyor, anlamıyor. sırf ona yük olmuyorum ve canını sıkmıyorum diye. ve her istediğinde de ona yardımcı oluyorum, canının sıkılmasına izin vermiyorum. tüm bunlar beni kolay birisi yapıyor gözünde. ama ben onu sevdiğimden yapıyorum, karşılıksız. onun benimle uyuşmayan fikirlerine, cinsiyetci diline ve düşüncelerine, beni rahatsız eden unutuşlarına, ona açtığım sırları ben hatırlatınca beni anlayışına, düşünce tarzıma dayanamayışına göz yumuyorum ve onun gibi hemen yükselmiyorum diye tüm değerimi yitirdim.
bu canımı acıtıyor. sevdiğim insanın tüm o güzelliği küçülüyor. içindeki o cahilliği ve düşüncesizliği görüyorum ve bu bana batmaya başlıyor. belki de o yüzden dertlerimi ve sırlarımı ona açarken hep geri durdum. hoş, lisedeyken ona açılmamamda haklıymışım. tamamen insanlara iyi görünmek için kendini kabul edici ve kucaklayıcı olduğunu gösteriyor — yani ona iyi gelenlere. eğer ona iyi gelmeseydim, ya da diğer tüm 'benim gibi olan' arkadaşları, tek bir şeyden emin olurdum. sınırları asla aşıp da farklı düşünmeye itmezdi kendini.