En son altı sene önce konuştuğum bir arkadaşımla denk düşüp sohbet ettik. Bir sene biriyle nişanlı kalmış ama tüm çabalarına rağmen evlenememişler. Hâlâ evlenmek istediğini, neslini devam ettirmek istediğini falan söyledi. İlk kez bu arkadaşım sayesinde bu konuyu bu kadar düşündüm. Ben tüm hayatım boyunca, ikili ilişkilerimin hiçbirinde evleneceğimi ya da evlenmek isteyeceğimi hiç sanmıyorum ya. Evlilik ya da çocuk sahibi olmak gibi kavramların hayatımda olmasını hiçbir zaman istemedim, bunlara hiç özenmedim. Tabii ki sosyal ilişkiler hayatımızın büyük bir kısmını kapsıyor, sonuçta sosyal canlılarız. Umutlu olmak, sevmek, âşık olmak, biri için çabalayıp onun derdine, tasasına düşmek, biriyle beraber ayakta kalabilmek… Bunların hepsi çok, çoook güzel. Ben bunlara hayır demiyorum. Sadece, bir kişiyle bir ömür aynı evi paylaşmak bana sağlıklı gelmiyor. İnsan bıkar ya. Sevdiğim insanın (kadın veya erkek) sürekli tepemde olmasının beni rahatsız edeceğinden eminim. Neslimi devam ettirmek gibi bir endişem de yok ayrıca. Ben ileride kendimi denizi olan bir şehirde, her detayını tamamen kendim tasarladığım evimde, işimde gücümde, altımda şortla, rüzgâr saçlarımı okşarken, yemekten sonra yaptığım yürüyüşlerde görüyorum. Sevdiğim biri olursa beraber denize karışırız, ama hepsi bu kadar. Israrla her saniye birlikte olmak doğru gelmiyor, hiç