_Para için yapamayacağın şey yok değil mi?
_Bayıldığımdan değil, hayatta kalmak için mecburum. Bu hayatta kalan hiçbir şeye olmadığı gibi paraya da bir arzu duymuyorum.
_Yalan söyleme, bu hayatta herkes bir şeyler ister. Kraliçe vabim ve beni öldürüp kendi oğlunu tahta geçirmeyi istiyor. Kıymetli oğlu ise ülkeyi gazap içinde yönetirken keyif içinde yüzmek istiyor. Abim tüm krallığı bir kibritin ucunda tutuşturup veliaht ünvanını da ülkeyle birlikte yakıp kül etmek istiyor. Babam ölümsüzlüğü bulup tahtını 3 hayırsız oğluna da bırakmamak istiyor.
_Peki siz? Siz ne istiyorsunuz?
_Bir kadını...
_Neden?
_Neden mi? Onu seviyorum.
_Neden?
_Ben bir fahişenin oğluyum Sonya. Kralın oğlu olmamdan önce bir fahişenin oğluyum. Doğduğum gün damgalandım bununla. Bana bakan herkes prense bakmadan önce alnımın tam ortasındaki bu damgayı görüyor. Bakışlarında görüyorum bunu. Abimin gözlerinde bile görüyorum. Bana baktığında bunu görmeyen tek kişi oydu.
_O zaman neden benimle evlenmek istiyorsunuz? O kadınla evlenin.
_Yapamam, o zaten evli.
_Prensim, herkesin arzularını iyi okuyor gibisiniz. Söyler misiniz, ölü yüreğimin derinliklerinde neyi istiyorum.
_Özgürlüğünü istiyorsun.
_Bir fahişenin oğlu olduğunuzu söylediniz, evet öylesiniz. Şimdi de bir fahişeyi eş olarak almak istiyorsunuz, babanızla ve tüm krallıkla alay etmenin daha akılcı bir yolunu bulmalısınız.
_Sana özgürlüğünü vadediyorum. Bu ülkede senden faydalanmak istemeyecek tek erkek benim, benden aşk beklemeyecek tek kadın da sensin.