cevapsizsorular

Hani bazen içinize bir şey oturur. Yutkunamazsınız. O yumru gözlerinizi doldurur, kalbinizi bir taş gibi vurur ve paramparça eder. Heves ettiğiniz, umut ettiğiniz her şey kursağınızda kalır. Bir daha da yutkunamazsınız. O yumru içinize oturur, kendini hatırlatır sürekli. O taş kalbinize vurur yüreğinizi deşer. Sanki bir kıymık gibi kazar içinizi. Oyar da oyar. Bir oluk oluşur sonra göğüs kafesinizde. Kaburgalarınız içe çöker, nefes aldırmaz. Yaşatmaz. Göğüs kafesim kıyametimdi. Ben ruhumdaki oluğa bir ip geçirdim. Ucuna da hayallerimi, çocukluğumu astım.

cevapsizsorular

Hani bazen içinize bir şey oturur. Yutkunamazsınız. O yumru gözlerinizi doldurur, kalbinizi bir taş gibi vurur ve paramparça eder. Heves ettiğiniz, umut ettiğiniz her şey kursağınızda kalır. Bir daha da yutkunamazsınız. O yumru içinize oturur, kendini hatırlatır sürekli. O taş kalbinize vurur yüreğinizi deşer. Sanki bir kıymık gibi kazar içinizi. Oyar da oyar. Bir oluk oluşur sonra göğüs kafesinizde. Kaburgalarınız içe çöker, nefes aldırmaz. Yaşatmaz. Göğüs kafesim kıyametimdi. Ben ruhumdaki oluğa bir ip geçirdim. Ucuna da hayallerimi, çocukluğumu astım.

cevapsizsorular

Dertler yarışamazlar, onları yarıştıran ve kendi tahammül seviyemizden değer biçenler bizleriz. Aslında bizi altında ezen şey dertlerimizin büyüklüğü değil o derde ortak bulamamak. Senin derdine aynı gözle bakabilecek bir çift göze bakamamak. Belki de asıl ezici olan, bir insana değil bir fincan kahveye sığınmak ve bu yüzden o kahveden bir yudum bile alamamak.