bir seneyi biraz geçmişken burayı yeniden hatırladım. benim içimi dökme köşem… benim sessiz iç döküşlerim. buraya yine içimi dökmeye geldim. sahiden de izi kalıyormuş, biliyor musun? seni unuttum sahiden sadece anı olarak kaldın; güzel bir anı. nasıl güzel bir anı diye düşünülecek olursa şöyle, ağladığım anlar, senden tiksindiğim anlar çok fazlaydı ama sonra bana çok güzel bir şey kattığını fark ettim: olgunlaşmıştım, aşkı tatmıştım. bu sayede geriye dönüp bakında sevdiğim için pişmanlık duymuyorum, yine olsa yine sana aşık olurdum. her hatırladığımda gülümseyerek anılarımdan bahsetmek hoşuma gidiyor. ve biliyor musun, hayatında her şeyin yolunda gitmesini tüm samimiyetimle diliyorum. umarım sevmeyi öğrenirsin ve sevilirsin; içinde sevilmeyi arzulayan o çocuk umarım aradığını bulur, senin için bunu çok istiyorum. ben hâlâ sevilemedim biliyor musun? bana her zaman azı layık görüldü. bir türlü bulamadım o sevgiyi. olsun, belki de sevilmek kaderimde yoktur. kabullendim artık, eskisi kadar üzmüyor. kendime odaklanıyorum. başkasına aşık olabilen kendisini de o şekilde sevmeli değil mi? kendimi sevmeye çalışıyorum, başarıyorum ama farkındayım. tamamen başardığımda buraya uzun uzun yazacağım.