Arka sokakta seni bekliyorum.
Ekranı kapatmak üzereydim ki bir mesaj daha geldi.
İstersen oraya da gelebilirim.
Tehdit mi ediyordu bu adam beni?! Başımı kaldırarak onu görmeye çalıştım fakat ortalıkta görünmüyordu. En güzel gününde abimin gözüne gözüküp her şeyi mahvetmesine izin veremezdim... Üstelik mesajıma eden cevap vermediğini de öğrenmek istiyordum.
Nikah bitmişti. Beş dakikalığına ortalıktan kaybolduğumu kimse fark etmezdi.
Kalabalığın arasından sıyrılıp arka sokağa doğru yürümeye başladım. Tam nerede olduğuna bakmak için başımı çevirmiştim ki, kolumdan tutularak kenara ara bir sokağa çekildim. Yüzünü anında boynuma gömdüğünde öfkem duruldu, sakinleştim sanki. Nefesi tenimi yalıyor, göğsümde tarifsiz çarpıntılara neden oluyordu.
"Turan Halil." Dedim, sesim bu dar sokakta kaybolup gitmişti.
Ellerini belime yerleştirdi, parmakları elbisemin üzerinden okşuyordu bedenimi. "Güzelliğin başımı döndürüyor Turan gülü." Burnunu boynuma sürttü. "Nefes almayı unutuyorum."
Başı dönen yalnızca o değildi. Tenine değmeyeli, nefesini bu kadar yakından hissetmeyeli geçen zaman, içimde bastırdığım her şeyi yeniden gün yüzüne çıkarıyordu. Kolları arasındayken nerede olduğumu, neden burada olduğumu unutacak adar savunmasızdım.
Fakat burası bir sokak arasıydı ve birinin bizi görmesi an meselesiydi. Turan Halil boynumda dolaşan nefesi aklımı karıştırmaya çalışsa da kontrolü anında elime aldım. Avuçlarımı göğsüne koyarak ittim onu.
"Cevap yazmayı da unutuyorsun sanırım."