daimini

yalnız kalmaktan korkmuyorum. sadece sonsuza dek sevilesi biri olmadığımı öğrenmek ödümü koparıyor. nasıl yani? ben yüreğine dikilen o incir ağacı değil miyim. nasıl yani? ayçiçeklerin sonsuza dek yüzünü bana dönmeyecek mi. nasıl. yani. âşkın bir denizden de ebedi olamadı mı. 
          	
          	ölmek üzere olan bir şeyi taşımak, o yokuşu tırmanırken  acıdan dağılan omurgam. elimden kaçmasın diye sımsıkı tutunduğum sessiz kırgınlık, beyaz eklemlerim ve moraran ellerim. tüm bunlara rağmen gemiyi terk ettiğimi söyleyemezsin, çünkü ben de onunla birlikte batıyorum. 
          	
          	beni sevdiğine dair ettiğin her yeminde teker teker ipuçları arıyorum. hayatında ayak izlerimi görmeye çalışıyorum. kapıları çarptığında yine eşikte bekliyor oluyorum. mutfak çekmecesindeki bıçakları çöpe attım. onu yapan bendim. 
          	
          	en kötüsü de tüm bunlardan sonra bir daha yüzüme renk gelir mi bilmiyorum. yanaklarımdaki sıcaklığı özledim ve çok öfkeliyim. çok öfkeliyim çünkü bu evi deliler gibi seviyordum. 
          	
          	uzun lafın kısası, tek mermi ve iki mezar. biz bundan ibaretiz.
          	
          	sahiden, sen benim hüznümü ne sanıyordun ki?

daimini

yalnız kalmaktan korkmuyorum. sadece sonsuza dek sevilesi biri olmadığımı öğrenmek ödümü koparıyor. nasıl yani? ben yüreğine dikilen o incir ağacı değil miyim. nasıl yani? ayçiçeklerin sonsuza dek yüzünü bana dönmeyecek mi. nasıl. yani. âşkın bir denizden de ebedi olamadı mı. 
          
          ölmek üzere olan bir şeyi taşımak, o yokuşu tırmanırken  acıdan dağılan omurgam. elimden kaçmasın diye sımsıkı tutunduğum sessiz kırgınlık, beyaz eklemlerim ve moraran ellerim. tüm bunlara rağmen gemiyi terk ettiğimi söyleyemezsin, çünkü ben de onunla birlikte batıyorum. 
          
          beni sevdiğine dair ettiğin her yeminde teker teker ipuçları arıyorum. hayatında ayak izlerimi görmeye çalışıyorum. kapıları çarptığında yine eşikte bekliyor oluyorum. mutfak çekmecesindeki bıçakları çöpe attım. onu yapan bendim. 
          
          en kötüsü de tüm bunlardan sonra bir daha yüzüme renk gelir mi bilmiyorum. yanaklarımdaki sıcaklığı özledim ve çok öfkeliyim. çok öfkeliyim çünkü bu evi deliler gibi seviyordum. 
          
          uzun lafın kısası, tek mermi ve iki mezar. biz bundan ibaretiz.
          
          sahiden, sen benim hüznümü ne sanıyordun ki?

daimini

mum: alıngan. kendi ateşiyle
          kendini yok eden yumuşakça.
          erimek üzere varsın, kaderine inanırsın.
          ölürken fark edilmez, ışığın solduğu zamansın.
          
          hiçbir aşk titremez sonsuza değin
          bütünlüğünü yitirişinden ölür bir mum
          ve insan acıdan ölür bir gün.

daimini

insan ölüyorsa acıdan ölür bir gün
            kendine bir daha uğrayamadığından,
            koyduğu yerde durmayışındandır hayatın
            hatanın dönüşsüz oluşundandır.
            
            hiçbir aşk titremez sonsuza değin,
            bütünlüğünü yitirişinden ölür bir mum
            ve insan kanatlarından
            ayrılır bir gün.
Reply

daimini

yüzümde taşıdığım kuyu
            soğuk iklim,
            ağır yaprak tenimde
            durup dönüp dokunduğum
            yük.
            
            yağmurun aramıza çektiği perdeyi yırtıyorum
            geçiyorum göğsümdeki uykunun sarmaşığından
            birazdan dünya beni unutacak, ben onu anlamıyorum.
            
            soğuk iklim,
            durup dokunduğum
            dönüp seni
            ben de unutacağım.
Reply

daimini

iki yerdeyim, aynı anda, hem içimde hem dışımda. bir sınır çizgisinde oynar gibi.
          
          60. seferden sonra bir şeyler sıfırlanacakmış gibi.
          
          belki 60 kez aynı hatayı yaparsam, yeni bir başlangıç yapabilecekmişim gibi. zaman gibi. saatler dakikalar gibi. bir avuç hapı 30 saniyede yutmam gibi. sabah olunca ve 60'tan sonra 1 gelince annemin terlikleriyle serumumu sürüklemem gibi.
          
          ayın başı gibi. böyle aptalım. sanıyorum ki ölünce baştan başlarım. canım biterse zaman verir dolmasını beklerim. canım yanarsa başka bir evrende başka bir şekilde geri dönerim. yaşamak istediğimden değil. denemek istediğimden. hep mutsuz mu olurum, bilmek istediğimden.
          
          acaba başka bir hayatta yeniden doğsam, yaşamayı becerir miydim ben.

daimini

sana böyle akmaktan çok korktuğum için
          oldu her şey
          şelaleler de bu yüzden ilgilendiriyor beni

daimini

elveda ırmak
            hoşça kal alacakaranlık
Reply

daimini

eskiden olsaydı, tuzlu düşler anımsardım
            ağzımda eriyip yok olan tadını güneşin
            alevin ipekle savaşını, saçlarının altından
            akan ırmaklarda yıkandığım sabahları anımsardım
            tenine dokundukça bıçak sırtı bir nefeste susan
            felç olan sözleri hatırlardım
Reply

daimini

anımsadıklarımın yanlış olduklarını
            yine de hepsinin bir deprem olduğunu
            kim bilebilir? ikimizin arasında duran
            şu boydan boya ırmak, şu boydan boya
            alacakaranlık
            ikimizin arasındaki şu depremin bir bellek
            uykusu olduğunu kim bilecek
Reply