daimini

enine boyuna kırıldım. düşeyde ve yatayda. içten dıştan. sağlı sollu kırılmak. sanatsal kırıldım yani baya bildiğin sürrealist kırılma. tüm bunlar olurken en çok anneme ve sana şaşırdım hayret. en çok anneme ve sana güvenmişim ne münasebet canım. ne münasebet.

daimini

bir süredir konuşmadan konuşuyor, dinlemeden dinliyor, ağlamadan ağlıyorum. seni ilk gördüğüm andan beri her şeyin olmadan olan bir yolu olsun istiyorum. seni sevmek istiyorum ve bu cümleyi ne zaman kursam kendime çektiğim bıçağı kendi elimden alıyorum.
Reply

daimini

enine boyuna kırıldım. düşeyde ve yatayda. içten dıştan. sağlı sollu kırılmak. sanatsal kırıldım yani baya bildiğin sürrealist kırılma. tüm bunlar olurken en çok anneme ve sana şaşırdım hayret. en çok anneme ve sana güvenmişim ne münasebet canım. ne münasebet.

daimini

bir süredir konuşmadan konuşuyor, dinlemeden dinliyor, ağlamadan ağlıyorum. seni ilk gördüğüm andan beri her şeyin olmadan olan bir yolu olsun istiyorum. seni sevmek istiyorum ve bu cümleyi ne zaman kursam kendime çektiğim bıçağı kendi elimden alıyorum.
Reply

daimini

saat kaç olursa olsun beni arayabilirsin, ancak açıp efendin olmam artık. mesaj atabilirsin, susma hakkımı kullanırım. eskisi kadar katı değilim, karşıma çıkabilirsin elbette. sanki daha evvel seninle gönül bağım olmamış gibi burnumun dikine yürürüm, üzülürsün. ağlayabilirsin, bunu benim senin yüzünden olan hayata küskünlüğüme sayarsın. ben halden falan da anlamam artık, içebilirsin de işte o zaman bana gelme. yaralarımı saran insanlar lazım bana, bir yara daha açan değil. biz seninle olsak olsak mahalleye falan rezil oluruz. iyisi mi sen otur ağla, düşün, sigaranı yak. ben artık ‘uyursam geçer’ cinstenim. benim seninle olan davam bitti. benim sen diye bağıran bir yanım yok artık. seninle gülünmez, ağlanmaz, bir yolda yürünmez. sen verilmiş her emeğin ziyan oluşuna şahit bu yazdıklarımı bir gün gel yüzün tutarsa beraber okuruz. bir ihtimal varsa bile ben yokum artık.

daimini

yalnız kalmaktan korkmuyorum. sadece sonsuza dek sevilesi biri olmadığımı öğrenmek ödümü koparıyor. nasıl yani? ben yüreğine dikilen o incir ağacı değil miyim. nasıl yani? ayçiçeklerin sonsuza dek yüzünü bana dönmeyecek mi. nasıl. yani. âşkın bir denizden de ebedi olamadı mı. 
          
          ölmek üzere olan bir şeyi taşımak, o yokuşu tırmanırken  acıdan dağılan omurgam. elimden kaçmasın diye sımsıkı tutunduğum sessiz kırgınlık, beyaz eklemlerim ve moraran ellerim. tüm bunlara rağmen gemiyi terk ettiğimi söyleyemezsin, çünkü ben de onunla birlikte batıyorum. 
          
          beni sevdiğine dair ettiğin her yeminde teker teker ipuçları arıyorum. hayatında ayak izlerimi görmeye çalışıyorum. kapıları çarptığında yine eşikte bekliyor oluyorum. mutfak çekmecesindeki bıçakları çöpe attım. onu yapan bendim. 
          
          en kötüsü de tüm bunlardan sonra bir daha yüzüme renk gelir mi bilmiyorum. yanaklarımdaki sıcaklığı özledim ve çok öfkeliyim. çok öfkeliyim çünkü bu evi deliler gibi seviyordum. 
          
          uzun lafın kısası, tek mermi ve iki mezar. biz bundan ibaretiz.
          
          sahiden, sen benim hüznümü ne sanıyordun ki?

daimini

mum: alıngan. kendi ateşiyle
          kendini yok eden yumuşakça.
          erimek üzere varsın, kaderine inanırsın.
          ölürken fark edilmez, ışığın solduğu zamansın.
          
          hiçbir aşk titremez sonsuza değin
          bütünlüğünü yitirişinden ölür bir mum
          ve insan acıdan ölür bir gün.

daimini

insan ölüyorsa acıdan ölür bir gün
            kendine bir daha uğrayamadığından,
            koyduğu yerde durmayışındandır hayatın
            hatanın dönüşsüz oluşundandır.
            
            hiçbir aşk titremez sonsuza değin,
            bütünlüğünü yitirişinden ölür bir mum
            ve insan kanatlarından
            ayrılır bir gün.
Reply

daimini

yüzümde taşıdığım kuyu
            soğuk iklim,
            ağır yaprak tenimde
            durup dönüp dokunduğum
            yük.
            
            yağmurun aramıza çektiği perdeyi yırtıyorum
            geçiyorum göğsümdeki uykunun sarmaşığından
            birazdan dünya beni unutacak, ben onu anlamıyorum.
            
            soğuk iklim,
            durup dokunduğum
            dönüp seni
            ben de unutacağım.
Reply