destrunken
seni kedilerce sevmek gibi.
destrunken
destrunken
gölgesizler.
destrunken
yoktum sanki gözlerinde; ellerim kentteki milyonlarca elin salınımından devşirilmiş bir uzantıydı sözgelimi, yüzüm yüzlerce yüzün kayıp bir yansısı ya da merdivenlerdeki duruşum binlerce kez paylaşılan bir duruşun uzak bir kalıntısıydı.
•
Reply
destrunken
geçtiği yerlerde sessizliğini bile bırakmıyordu sanki, geçmişliğini bile bırakmıyor ve her şeyiyle daha derindeki karanlığa doğru yürüyordu.
•
Reply
destrunken
umutsuzdum artık, ne yaparsam yapayım, hangi sokağa dalarsam dalayım, geldiğim yeri bulamıyordum. bir el, belleğimin düzeniyle oynamıştı sanki, ya da kentin kimi sokaklarını silmişti yeryüzünden, belki de anahtar sokak hangisiyse onu alıp başka bir kente götürmüştü.
•
Reply
destrunken
akhilleus’un şarkısı.
destrunken
karanlıkta iki gölge, umutsuz, ağır alacakaranlıkta birbirine uzanıyor. elleri birleşiyor ve ışık, yüz altın kupadan dökülen bir güneşmişçesine sel olup yayılıyor.
•
Reply
destrunken
akhilleus’un küllerini benim yattığım altın kupaya topluyorlar. küllerinin benim küllerimin üstüne düşüşünü hissedecek miyim? pelion’da kırmızı yanaklarımıza soğuk soğuk konan kar taneciklerini düşünüyorum. ona duyduğum hasret açlık gibi, içimi boşaltıyor. akhilleus’un ruhu bir yerde beni bekliyor ama erişebileceğim bir yer değil orası. bizi gömün ve mezar taşlarına adımızı kazıyın. bırakın özgür olalım. külleri benimkilerle karışıyor. hiçbir şey hissetmiyorum.
•
Reply
destrunken
+evet, nasıl yardımcı olabilirim? nereniz ağrıyor?
-bi’ ağrı var benim, şeyde, şurada. cumhuriyete doğru.
+nereniz ağrıyor gösterir misiniz?
-cumhuriyete doğru, cumhuriyet ağrısı!
destrunken
vincit omnia veritas!
destrunken
tüm varlığım karanlık bir âyettir benim.
destrunken
sığınmak gözlerine, sığınmak bir akşamüstü.
destrunken
senin saçlarından sarkan bu salgın, esenlikli bir istilâ gibi. yüzümün kurak topraklarına nam salmıştır, mâdurunu memnun eden bir işgâl gibi.