Moroz Krov | Bölüm İki, Alıntı
Geçtiğimiz yollardaki mekanlara baktığımda, eve varmamıza az kaldığını anladım. Fakat dikkatimi çeken başka bir şey vardı. Son on dakikadır sağ şeritte olan siyah bir araç asla bizi geçmemişti. Bizimle aynı şekilde gidiyordu. Az önce Yegor tarafından itilip kakılan adam olabilirdi. Ya da başka birisi de olabilirdi. Dragunovları takip eden başka kim olabilirdi?
Ketova.
Aklıma gelen seçenekle birkaç dakika daha durmayı tercih ettim. Başka bir hamle yapacak mı diye, ki yanılmadım, yapmıştı. Araç bizimle aynı şeride geçtiği anda Yegor’a döndüm.
“Yegor Bey takip ediliyoruz.”
Ses tellerimin gerginlikle çekildiğini hissediyordum. Yegor ise tam tersi bir halde sakindi. Yolu izlemeye devam ederken, “Şerit değiştirirken, uzunları iki kere yaktı mı?” Diye sordu.
Zihnim flashback yaparken, dikkatle izlediğim o an belirdi.
Şerit değiştirip, arkamıza geçtiğinde takip mesafesini korumaya devam etti. Ve ardından açtığı uzunları, iki kere yanıp söndürdü.
“Evet.”
“Abim.” Dedi rahatlıkla. “Plakası ne?”
“D 764 IA, 78 RUS.”
“Aa, en sevdiğim abim,” Diyerek açık camdan kafasını sarkıttı. Elini abisine doğru salladı. Karşılık olarak aldığı iki korna sesiyle kafasını içeri soktu. “Kızdı şimdi o kendince.”
Keyfi yerine gelmişti. O agresif hali toz olmuştu.
“Ivan abiniz mi?” Diyerek merak ettiğim soruyu yönelttim.
“Evet,” Dedi uzatarak. “Sende artık biliyorsun favori abimi.”
Favori abisi, benimle yakın dövüş yapan yüzbaşı abisi. Herkesin korktuğu ve Dragunov denilince akla gelen ilk isim. Ivan. Ve benim merceğimin kapladığı o yüz, çözmem gereken bir kördüğüm. Beni yanında istemesi gereken asıl kişi oydu. Onun dikkatini çekmem ve güvenini kazanmam lazımdı.
Bugün itibariyle, sen nereye ben oraya Yüzbaşı.