gözlerimi kapattığımda başlayan o sessiz gürültü, dış dünyadan daha gerçek gelmeye başladı. bir zamanlar gölgesinden kaçtığım hüzün, şimdi nefes almamı sağlayan tek sığınak.
küllükte birikmiş dünün kavgası, camda puslu bir el izi, kim bilir kimin vedası. cebimde biriken suskunluklar, dökülmüyor dile, zaten bu yorgunluk sığmaz ki tek bir kadehe.
gönlümde eski bir plak, hep aynı yerden kırık. gidişine değil de, kalışıma bu hıçkırık. eyvallah dedik her gelene, her geçene ama içimiz darmaduman. dışımız hep o bildik manzara.
masanın kenarına iliştirilmiş bir pişmanlık gibi duruyor zaman. ne ileri gidebiliyor insan, ne de olduğu yere sığabiliyor. perdenin arasından sızan o soluk ışık bile yabancı birinin bakışı.
kaygılarım düşman değil yol gösteren rehber. anlatmadıkların seni sen yapar diyenler. hepsi birer oyuncu yüzlerinde maskeler, kanamam yalanlara çok geç sahiden.
sürmek istiyorum bir gün durmadan uzaklara. gitmek istiyorum burdan içimdeki umutla. aldığım darbeler beni hep mahveder, hatırlatır maziler olamam kaybeden.
en sevdiğin renk, en sevdiğim renk oldu. en sevdiğin şarkıyı dinlemeyi bırakamaz oldum. sen ise her şeyini aldın da gittin. bir tek bende bıraktığın seni unuttun.