Bir gün geçecek… Bir gün huzur dolu bir eve gideceğim. Yorgunluğumu öpüşler alacak. Bir gün unutacağım hepsini, bedenim bana saklamam gerektiğini hissettirmeyecek. Bir gün dolapta laktozsuz süt olacak. Ve bu büyük bir şey aslında… Benim detay sayılacak hassasiyetim önemsenmiş olacak o evde. Evimde. Ve ilk evim olacak orası. Göz bebeklerim korkudan küçülmeyecek. “Üşüyorum.” dediğimde dinleneceğim. Kendisinin sıcaklamasını daha önemli sayacak biri olmayacak. Ilık tutacağız evi. Bir gün konuşmak istemediğimde susabileceğim, sesimi duyurmak istediğimde bağırabileceğim. Belki misafirleri rahatsız edecek sesim. Belki duyan herkesi. Ama en çok da beni, çünkü düşüneceğim içten içe: Şimdiden sözümün kesilmesi gerekiyordu.
Çoktan nefessiz kalmalıydım.
Geçmişe henüz bıraktığım güzel anıların evinin önünden geçerken, balkonunda oturan yaşlı bir hanımefendiyle göz göze geldim. Bir süre bakakaldık birbirimize. Ve ona gülümsedim, sıcak bir tebessüm. Bana karşılık verdi, gençliğindeki kızı görmüşçesine. Birkaç saniyeyle birbirimizin gününü güzelleştirdik.