vaarwell
vaarwell
vaarwell
"babam beni sevmiyor." dedi, kırgın bir gülümseme yeşertti yüzünde. izledim. "geçen gün, gördüm, çiçeklerimi güneş’e bıraktı. güneş’in zararlı olduğundan bihaberdi hem de. çok okuyor."
evladından nefret eden bir peder yok, diyen herkese inatla, imdat, der gibi anlatmaya devam etti. "benden nefret etmiyor. ama sevmiyor. keşke nefret etseydi diyorum. sevmemesi daha bir ağrıtıyor, ortada hiçbir duygu yokmuş gibi hissettiriyor, hissettirmiyor, zaten bana karşı bir duygu beslemiyor."
"beşinci sınıfımın son gününde, belgemi okuldan almak için gittiğim vakit yalnız geldiğim için müdür pederimi aradı. gönlüm ağzımda attı. annem geçinme derdinde, işlerle uğraşıyordu o vakit. babam hiç uğraşmadı çünkü." ellerini yüzüne maske etti. parmaklarını avuçlarına kilitledi, avuçları kanadı, sırtı kanatlarını açtı. ona rağmen uçamadı.
"babam mektebime geldi, inanamadım. bana rahatsızlık verecek tek sözde bulunmadı. aksine bana gülümsedi. geldiği ilk ve son seferdi.
•
Reply
vaarwell
çekilmez bir adam oldum yine :
uykusuz, aksi, nâlet.
vaarwell
'artemis, çok iyi bir nişancıydı. hedefi vurmuştu. artemis sevdiği erkeği bilmeden öldürmüştü. bu ölüm onu çok üzdü. günlerce bulutların arasında gezdi. geceleri aydınlatamaz oldu. babasının yanına giderek orion'u bir takımyıldızı olarak gökyüzüne çıkarmasını istedi. zeus bu isteği yerine getirdi.'
vaarwell
0213
vaarwell
dünyanın dehşetengiz şaşkınlığına, birbirimizin şaşkınlığını da eklediğimizde, kafası bir ton, damıtılmış bir cesaret çıkıyor ortaya ki, cesaretin böylesi gerçekten tehlikelidir.
•
Reply
rhvyeri
ilysm
drawng
lotus çiçeği.