Bazı yoklukların insanda açtığı boşluk hiçbir zaman dolmuyor. Bir insanın toprağa karışmasından değil; onun ardından dünyanın hiçbir şey olmamış gibi dönmeye devam etmesinden nefret ettim. Aynı sokaklar, aynı gökyüzü, aynı gün batımı... Sadece bir kişi eksik olur ve nedense o boşluğun ağırlığını herkes değil, en çok seveni taşır. Ölüm bir son değildir; geride kalanların her gün biraz daha eksilerek yaşamayı öğrenmeye çalıştığı uzun bir sessizliktir. En acısı da zamanın acıyı değil, hatıraları aşındırmasıdır. Bir ses unutulur, bir gülüş silikleşir, bir yüz hafızanın en karanlık köşesine çekilir. Sonra bir gün, adını söylerken bile geçmiş zaman kullanmaya başlarsın. Sanki dünya, en sevdiğin insanı senden yavaş yavaş silmeye karar vermiştir. Belki de bu yüzden ölümleri hiç sevemedim.