ebrarhayal2733

Mafyatik tarzı bir kitap yazıyorum yayınlasam kim okur?

ebrarhayal2733

Bazen kaybettiğini aramak, aslında kendinden kalan parçaları toplamaya çalışmaktır.
          İnsan her zaman bir kişiyi aramaz; bazen bir hissi, bir zamanı, eski hâlini arar.
          Ve en zor olanı da şudur:
          Bulamayacağını bile bile içten içe hâlâ bir gün karşılaşmayı beklemek.
          “Kaybetmek” çoğu zaman bitiş değildir.
          Bazı insanlar gider ama sesleri kalır, bazı anlar biter ama etkisi insanın içinde yaşamaya devam eder. Bu yüzden insan bazen durduk yere geçmişe döner; bir şarkıda, bir sokakta, bir kokuda.
          Belki de aramak, unutamadığını kabul etmenin en sessiz hâlidir.

ebrarhayal2733

Her şeyin fazlası zarardır derlerdi büyüklerimiz… Ne kadar da haklılarmış.
          Bazen çok düşünmek, çok sevmek, çok özlemek; insanı yorgun, hasta bir ruh haline sürüklüyormuş.
          Zihnin susmadığında kalbin de dinlenemiyor çünkü.
          İnsan en çok da kendi içinde kayboluyormuş; birine değil, kendi düşüncelerine yeniliyormuş aslında.
          Ve anlıyorsun… Fazla olan her şey, bir yerden sonra eksiltmeye başlıyormuş seni.

ebrarhayal2733

Seni yeniden görmek, içimde iyileşen ya da iyileştiğini sandığım bütün yaraları yeniden kanattı. Özlediğim ama rengini bile bilmediğim gözlerine bakamadım; korktum, çekindim. Nefes aldım ama aldığım her nefes haram gibi geldi. Sanki gülüşün ömrüme bedeldi; uçuşan kahkahanla birlikte ruhum da gitti.
          Tam unuttum derken karşıma çıkman tesadüf mü, kader mi, emin değilim. Ama seni seviyorum… Bunu söylemek zor. Sen bilmesen bile seni seven, özleyen, sürekli düşünen, rüyalarında gören bir beden, bir kalp, bir ruh var. Sen belki ellere layıksın, belki kaderimiz hiçbir zaman bir olmayacak… Ama ben, daima senin için bekleyeceğim.
          
          
          
          
          Belki bir gün yollarımız yeniden kesişir, belki aynı gökyüzüne bakarken aynı duayı ederiz farkında olmadan. Zaman geçer, insanlar değişir derler ama ben değişmekten çok eksilmeyi öğrendim sensiz. Adını anmadığım günlerde bile aklımın en sessiz köşesinde sen vardın.
          Gelmeyeceğini bile bile kapı araladım içimde, belki bir ihtimal diye. Sesini duymadan geçen günleri saymadım ama her gece yokluğunu hissettim. Varlığın bir alışkanlık değil, bir ihtiyaç gibi işledi içime.
          Eğer bir gün olur da yorgun düşersen, kalbin sığınacak bir yer ararsa… bil ki ben hâlâ aynı yerdeyim. Değişmeden, eksilmeden, vazgeçmeden. Çünkü bazı sevmeler unutulmaz, bazı insanlar geçmez içinden insanın… senin gibi.
          
          
          O' ya

ebrarhayal2733

Uzun süre sonra yazmak çok garip bir his oldu benim için yeni bir kitap yayınladım diğer kitaplarımı bitirmeden yayınlamak iyi değil, biliyorum ama sanki içimden bir ses yapman gerekiyor diye çığlık attığı için yayınladım.
          
          Sûkütu Feryad sessiz ve sesli çığlık atıp duyulmayan kişilere ithaf edildi.