Dünkü sakinliğinin aksine şimdi fırtınaların koptuğu denize ve dalgalar arasında batıp çıkan yosunlara takıldı gözlerim; kirli, paçavraya dönmüş, yeşili kararmış yosunlardan biri geldi; çıplak bileğime kocaman bir yara gibi yapıştı. Hikayesini dinledim; gözyaşım denizden taştı; yosunun cılız mumu da titreyerek, iç çekerek söndü. Beni buralara savuran, alt tarafı ömrü tükenmiş bir yosunla duygudaş kılan rüzgardan mı bahsedeyim, duyarsızlığın can yakıcı sessizliğinden mi?