eflahinacibali
"Ama Atilla benim babam olsun, dedi içimden bir ses, ne cılız, ne ufaktı. Babam olsun işte, diyordu. Bir tane babam olsun! Onu tanıyordum, annesiyle markette gezerken, biraz güler yüzlü, sevecen, ona göz kırpan genç bir adamı görünce gidip koluna baba diye yapışmış, annesi mahcubiyetle adamdan bin tane özür dilerken ağlaya ağlaya ortalığı birbirine katmıştı. Eve gelince salonun ortasında, işte böyle, zıplayarak ve ağlayarak, şımarıkça, babam olsun diye bağırmıştı, bir tane babam olsun işte! Alalım eve onu, babam olsun!"
~Gençlik Kumpanyasının Hatıra Defteri~
eflahinacibali
"Eğer benim babamsa, tüm hayatı acı içinde kıvranarak geçmiş olmalıydı, aksi takdirde onu affedemez, onu sevemezdim. Annemin hasretinden şişelerin dibine vurmuş, belki kabadayılar gibi sokaklarda aşk acısından naralar atarak sendelemiş, düşmüş, rezil olmuş olmalıydı. Bana dair bir bilgi ya da alaka yoktu muhtemelen içinde, en azından annemi çok sevmiş, annemi çok özlemiş olmasıyla avutacaktım baba hasretiyle dolu yüreğimi. En azından annemi seviyor diyecektim, belki bir gün beni de sevmesini umarak."
eflahinacibali
"Çok basit bir şey istemiştim hayattan, çok basit. Bir tane babam olsun istemiştim, bir tanecik babam olsun. Onun da benim babam falan olacağı yoktu işte. Neyse."