erenjan

Diyemediklerimle Baş Başa kitabımın son şiiri. Çünkü artık diyemediğim bir şey kalmadı.
          	
          	
          	HÜKÜM
          	​Bütün odalar boşaltıldı, perdeler çekildi,
          	İçeride biriken o ağır duman artık dışarıda.
          	Sınır boylarında bekleyen o son asker de çekildi,
          	Toprak, üzerinde kimin ayak izi varsa ona kaldı sonunda.
          	
          	​Bir hayaletin gölgesi sığmış da koca bir ömre,
          	Benim sığındığım o liman, meğer başkasının enkazıymış.
          	Emeği bir kefen gibi sardım da o soğuk mermere,
          	Meğer en büyük haksızlık, kendine geç kalmakmış.
          	
          	​Gözyaşının dili olsa, döküldüğü toprağı tanırdı,
          	Şimdi her damla, kendi yatağında yabancı bir sızı.
          	Ateşi köz sananlar, yandıkça uyanır sanırdı,
          	Oysa kül olanın feryadı, kapatırmış tüm gökyüzümüzü.
          	
          	​Artık ne bir harf kaldı heybemde, ne de bir hece,
          	Mürekkep kurudu, kağıt sustu, ses dindi.
          	Gündüzü olmayan o uzun ve karanlık gece,
          	Kendi sahibinin boynuna bir ilmek gibi indi.
          	
          	​Mührü vurdum kitabın son dikiş yerinden,
          	Diyemediğim ne varsa, artık toprağın altına emanet.
          	Sıyrıldım o tozlu ve yalancı kimliğimden,
          	Bu sessizlik, en büyük ve en son kıyamet.

erenjan

Diyemediklerimle Baş Başa kitabımın son şiiri. Çünkü artık diyemediğim bir şey kalmadı.
          
          
          HÜKÜM
          ​Bütün odalar boşaltıldı, perdeler çekildi,
          İçeride biriken o ağır duman artık dışarıda.
          Sınır boylarında bekleyen o son asker de çekildi,
          Toprak, üzerinde kimin ayak izi varsa ona kaldı sonunda.
          
          ​Bir hayaletin gölgesi sığmış da koca bir ömre,
          Benim sığındığım o liman, meğer başkasının enkazıymış.
          Emeği bir kefen gibi sardım da o soğuk mermere,
          Meğer en büyük haksızlık, kendine geç kalmakmış.
          
          ​Gözyaşının dili olsa, döküldüğü toprağı tanırdı,
          Şimdi her damla, kendi yatağında yabancı bir sızı.
          Ateşi köz sananlar, yandıkça uyanır sanırdı,
          Oysa kül olanın feryadı, kapatırmış tüm gökyüzümüzü.
          
          ​Artık ne bir harf kaldı heybemde, ne de bir hece,
          Mürekkep kurudu, kağıt sustu, ses dindi.
          Gündüzü olmayan o uzun ve karanlık gece,
          Kendi sahibinin boynuna bir ilmek gibi indi.
          
          ​Mührü vurdum kitabın son dikiş yerinden,
          Diyemediğim ne varsa, artık toprağın altına emanet.
          Sıyrıldım o tozlu ve yalancı kimliğimden,
          Bu sessizlik, en büyük ve en son kıyamet.