erwinishot

Kendimde olmadigim o eski ve karanlik donemimde sacma sapan hareketlerimle kirdigim, bogdugum ya da kafasini karistirdigim kisiler.
          	
          	Keske onlarla tekrar konusabilsem.

erwinishot

Lisede gençliğimi yaşadım diyebileceğim bir olay yaşamadım. Hiç aykırı bir şey yapmadım. 
          
          Bir Perşembe akşamı, saat 20.03 
          Farkındalık vurdu günlük.
          
          Ne sevgili, ne öğretmenlerime aykırı bir söz, ne arka tarafta bir sigara, ne dersi ekme, ne erkek kesme, ne de etrafta şımararak gezinmek.
          
          Bunların hiçbiri olmadı. İz bıraktım diyebileceğim hiçbir şey yapmamışım. Niye özlüyorum diyorum ben de... Yapamadıklarım ağır basıyor çünkü. Insanım ya, zamanı geri alıp hatalarımı düzeltmek istiyorum. Babam da aynısı. Annem de öyle. Onların da içlerinde kalan, yapamadığı şeyler var diye istiyorlar geri dönmeyi. 
          
          Ama ben hayatımı biraz harcamışım. Şimdi zamanım geçti. Çocuk olma vakti değil artık. Büyüme zamanı geldi, günlüğüm.
          

erwinishot

Keşke ağırbaşlı davranmayıp biraz kaba, düşüncesiz olsaydım. Saatim tersine işliyor artık benim. Giderek çocuklaşacağım ve o filmde olduğu gibi, git gide bebekleşip, en sonunda da yok olacağım.
Reply

erwinishot

Velet bunlar, diye bakardım lisede delilik, saygısızlık yapanlara. Veletlermiş evet. Keşke ben de velet olsaydım.
Reply

erwinishot

Gözüme uyku girmiyor. Kendi evimde gürültüden gözüm kapanmıyor. Seviyorum ama gitmek istiyorum. Bedenim hücre hücre yırtıyor kendini, kanser olacağım sonunda. Bilmiyorum, bilmiyorum. Söylemek istemiyorum. Bir tiyatrocu, bir edebiyatçı gibi olsun mu sonum? Bilmiyorum, bilmiyorum. 

erwinishot

Hayat herkesten oluşur. Düşündüğün gibi gitmez, umduğun gibi son bulmaz. Bir olay örgüsünün parçasıdır insanlar. O devasa, yıkılmaz ve her zaman olacak olan olay örgüsü. Insanın yazdığından akıyor giriş, gelişme ve sonuç. Benim sonucum yazarın ellerinde elhamdülillah. 
          
          Elhamdülillah da, insanım ya, geliyor arada, olay örgüsüne kurban gideceğim gibi geliyor. Yazar üzülerek, içi yanarak hikâyeye kaptırırsa kendini... Girişim kadar acı olur sonucum. 
          
          Içimde bir huzursuzluk var çıkmıyor günlerdir. Bir hüzün, bir boğukluk... Susunca basıveriyor içime. Mürekkebini suya bırakmış ahtapot gibi dağılıyor elle tutulur karanlık. Yaşamak peri masalı gibi geliyor. Karakterlerin yapraklarını silip atasım, yeniden yazması için yazara yalvarasım yükseliyor göğsümden.
          
          Sadık Hidayet'in de dediği gibi: "Düşündüm, herkesin gökyüzünde bir yıldızı varsa, benim yıldızım uzak, karanlık, anlamsız olmalı. Belki de hiç yıldızım olmadı."
          
          Doğu'nun Franz Kafka'sı olamam belki, değer bulmaz yazdıklarım. Çığlıklarım daha doğrusu. Ah, günlük... Yalnızlık ne demek çok iyi anlıyorum. Daha kötüsünü hayal edebilmeme rağmen ağlıyorum hem de. Ne acınası, ne sevilesiyiz anlatamam.
          
          Noktalama işaretlerini de sevmem.

erwinishot

%100 duygu ve %100 mantık ile yaşamak nasıl bir şey, biliyor musun? 
          Onca zirvede duygu fakat onları yaşayabileceğim bi yer yok. Nefes alamıyorum, günlük. 
          
          Az onceki cümlenin noktasını koyamadan deli gibi makinayı boşaltmaya, su kaynatmaya başladım. Sikeyim benim kafamı. Bozmuşlar beni. Sikmişler içimi. Ne hayal kalmış ne harekete geçecek güç. Allah içimi karıştıranları bir ömür vicdan azabıyla sınasın. Ben affedene kadar. 
          
          

erwinishot

artık resmi olarak en yakın arkadaşım yok. NPC'ye döndüm bildiğin. çok komik olay. gözüme kestirdiğim kız diğer arkadaşımla yakınlaşıyor. eski en yakın arkadaşım ise sevgilisinin götünü yalamakla meşgul, ne bir onuru kaldı ne de eski mantıklı, objektif hali. ne en sevdiğim kuzenim var ne de içimi dökebileceğim bir arkadaşım.
          
          çok... yalnız hissediyorum. hiç olmadığı kadar. "bağlanmaktan korkmam, insanlar doğası gereği kırar ve ben asla kendimi geri çekip insanlığa küsmeyeceğim" diyordum. 
          geri çekilesim geliyor artık. herkes aynı. eninde sonunda gidiyor. hayal kırıklığına uğratıp, kendine yediremediğin için dönmediğin gözyaşlarını öfkeye çeviriyor herkes. 
          
          omurgamda hissediyorum yalnızlığı. komik şekilde acımıyor ama. melankolik hissediyorum en gerçek haliyle. sanki orada olmasına alışmam gerekiyormuş da, kendimi çok yormamalıymışım,
          
          kabullenmek zorundaymışım gibi.
          
          hayatımın ayrılmaz bir gerçeği haline gelecekmiş gibi. 

erwinishot

bir anda yorgunluğumun farkına varıp herkese olan nefretimin yalnızca bir süre devam edeceğine kendimi ikna edip insanları kırmamaya EKSTRA özen gösterdiğim bi dönemdeyim. ekstra yoruluyorum demek bu. kalbim yoruldu ya.