belki de her şeyi 2025'te bırakmalıydım. orada kalmalıydı yarım cümlelerim, tutulmamış sözlerim, gecenin en sessiz saatlerinde adını fısıldayan deniz kabukları. çok bekledim; sesini, bir işareti, kıyıya vuran küçük bir mucizeyi. her dalga biraz daha umut getirdi sandım, her deniz kabuğunu kulağıma götürdüğümde sesin varmış gibi hissettim. oysa ben hep konuştum, sen sustun. zaman geçtikçe umut inceldi, kalbim yoruldu ama ben yine de vazgeçemedim. çünkü aşk bazen gitmekten çok kıyıda kalmayı seçiyor; ayakları ıslak, içi tuzlu, canı acısa bile. şimdi yeni bir yıla girerken anlıyorum: bazı bekleyişler sevgi değil, kendini denize bırakmakmış. belki de seni değil, kendimi affetmeliyim; her kabuğa bir ihtimal yüklediğim, her sessizliğini dalgalarla açıklamaya çalıştığım için. eğer bir şey 2025'te kaldıysa, bu sevgisizlikten değil; fazlalığından. kıyıda biriken deniz kabukları gibi... hepsi aynı hikâyeyi fısıldıyor: bazı aşklar bitmez, sadece doğru kıyıya hiç vurmaz.