fatmamese

kimse senin nelerle başa çıkmaya çalıştığını, neleri yendiğini, yenemediğini, kimlerin yanında olmak istediğini, nelerin ağrıttığını başını, neler hissettiğini, neleri hissetmekten korktuğunu, içini, senden daha iyi bilemez. o yüzden dik yürü hep, kendine, sadece kendin lazımsın.

fatmamese

kimse senin nelerle başa çıkmaya çalıştığını, neleri yendiğini, yenemediğini, kimlerin yanında olmak istediğini, nelerin ağrıttığını başını, neler hissettiğini, neleri hissetmekten korktuğunu, içini, senden daha iyi bilemez. o yüzden dik yürü hep, kendine, sadece kendin lazımsın.

fatmamese

her şeyi tek başına halletmiş olma güçlülüğü, insanı bazen bir bankta hüngür hüngür ağlatıyor. ardından, bir kedinin başını okşarken bile mahzun bakıyorsun etrafa. çok güçlü olmak da yenilmektir bazen. insan bazen, en dik yokuşları aşıp bir düzlükte yere yıkılabilir.

fatmamese

Affedicisin, naziksin, hak etmediklerinde bile naziksin. Kusur bulmazsın. Kusur görmek için bakmazsın. Basit hikayelere güzel anlamlar yüklersin. Birini gönlünde büyütüp arşa çıkarırsın. İncinsen de caymazsın. Rahat bir vicdan diye tutturmuşsun da dünyaya dost kendine düşmansın.

fatmamese

“umarım bir gün birisi içimi bütünüyle görür.
          ben "iyiyim" dediğimde, gözlerimdeki yaşları fark eder.
          umarım biraz mesafe istediğimde, beni güldürüp sıkıca sarılır ve yine "o şeyi" yapmaya başladığımı yüzüme vurur; hani şu kendimi geri çekip uzaklaştığım anlar...
          
          umarım kusurlarımın ardındaki hikayeleri ya da ihtiyacım olan sevgiyi neden ısrarla bu şekilde aradığımı sürekli açıklamak zorunda kalmam.
          umarım ben azını istediğimde, biri bana fazlasını verir. çünkü ben, değer verdiğim biri için elimden gelenin fazlasını yaparım.
          
          tonlarca hissi kâğıda dökebilirim ama asıl konuşan beden dilidir. bu yüzden, umarım kelimelerin ardına saklandığımda biri beni gerçekten duyar.
          
          umarım o kişi tüm gerçeklerimi görür ve yine de buna değeceğime inanır.”